
17 Ekim 2010 Pazar
HADİ KALK GEL ...
Gökhan Güneş - Ezo'nun söylediği Hadi Kalk Gel(Yoncalodi) parçasını bir kez daha çok sevdim...ne kadar güzel duru bir ses
15 Ekim 2010 Cuma
İTİRAF
***Kızımın cep telefonunu, yakın gözlüklerini takmış büyük bir dikkat ve ciddiyetle inceleyen 72 yaşındaki annemden, gülümsemeyi bile unuttuğum son günlerde beni kahkahaya boğan cümle: "Bana bak, bu galiba garsonlarla fingirdiyor. Baksana bu telefonda "menü" yazıyor."
***"İçme o kadar kolayı kızım, altına yapacaksın yine yatarken!" diye kızına çıkışan annesine, 3.5 yaşındaki yeğenimden gelen cevap: "Bezleyeceksin nasıl olsa, ne bağırıyorsun?"
10 Ekim 2010 Pazar
ALMA AHIMI ...
Sorarlar derdin ne diye, derdim sana doymaz inan
Bu efkarın bir tarifi yar, kitaplara sığmaz inan
Alma ahımı, yalanım yok, yok günahım yok
Gayri duy figanımı, benim sensiz muradım yok.
Alma
Yalnız yürüdüm, yalnız uyudum, yalnız kanadım, el bilmez inan
Bu efkarın bir tarifi, kitaplara sığmaz inan
9 Ekim 2010 Cumartesi
İTİRAF...
****Kızım 8 yaşında, evlenince soyadının neden değiştiğini soruyor. İsterse kendi soyadını da kullanabileceğini anlatmaya çalışırken bir örnek vermek istiyorum ve "Mesela atıyorum, sen evlensen kocanın soyadı ne olsun?" diyorum. Bir saniye bile beklemeksizin "Burak Çetin!" diyor. Daha sonra bu veledin kızımın sınıfı arkadaşı olduğunu öğreniyorum karımdan. Cinayet böyle işleniyor demek ki. Boğarım ben bu Burak'ı!
****Kızım 4. sınıfa başladı bu sene. Din Bilgisi dersine yeni bir öğretmen giriyormuş. İlk derslerini gördükleri gün heyecanla öğretmenini anlatıyor. Araya girdim "Nasıl birisi?" diye sordum. "Baba, galiba çok dindar birisi, bütün ders boyunca dinden bahsetti durdu." dedi. Ne anlatmasını bekliyorsa artık...
****Kız kardeşim akvaryuma burnunu dayamış akvaryuma bakan 5 yaşındaki oğluna sesleniyor "Oğluuuummm ne yapıyorsun?" El cevap: "Belgesel seyrediyorum anneeee!
7 Ekim 2010 Perşembe
BEBEĞİN BABA SEVGİSİ
4 Ekim 2010 Pazartesi
BU KADAR MI GÜZEL ANLATIR BİR BABA ...

1 Ekim 2010 Cuma
EVRENE MESAJ İSTİYORUM İSTİYORUM İSTİYORUM

29 Eylül 2010 Çarşamba
OSMANLICA HASTALIK İSİMLERİ :)
manyak-ı cinneti inhitatiye:... manik... depresif
vaka-ı kuşku: paranoya
bimar-ı bimar : hastalık hastası
sümük-ü daim - grip
kıprama-i daim: parkinson
sark cibani- ciban-il sark - çıban
volkan'ul buzuk-hemoroid,basur
sabit-i daim- felç
duhul-u naaş : nekrofili
duhul-u veled: pedofili
redd-i nimet: anoreksiya nevroza
efkar-ı mütemadi: depresyon
iktisab edilmiş muafiyet noksaniyeti alametleri: aids
(acquired immune deficiency syndrome)
mefta-ül uckur: aids
kabz-ul meshane: prostat
benek-i firfiri- kızamık
tütün-ul fosur fosur - akciğer kanseri
sirayet-i vesvese: aile paranoyası
şirpençe:şarbon
Gaka-ül daimi : ishal
bimar-ı behcet : behcet hastalığı
duhul-u hayvanat : zoofili
tırsıye-i anakıb : örümcek korkusu
avdet-i devr-i veled: alzheimer
27 Eylül 2010 Pazartesi
DOĞUMGÜNÜ VE KURUMSAL KURABİYELER







Çalık Holding'de çalışan Özlem Hanım'ın doğum günü için hazırladığım ; gece geç vakitte sipariş verilip sabah erken teslim edilen doğumgünü ve kurumsal kurabiyeler...Kendisine sağlıklı , huzurlu nice yıllar diliyorum
23 Eylül 2010 Perşembe
22 Eylül 2010 Çarşamba
BENİ ILICA DA BIRAKIN ...



Hayatımda sayılıdır çok geç saatlere kadar uyumak .Genelde 7-8 gibi ayaktayım ama bu sabah 9.30 da uyanınca kendi kendime şaşırdım ve artık yaşlandığıma karar verdim :) Ama korkunç bir otobüs yolculuğu sonucunda benim saatlerce uyumam normal yaşlılıkla ilgili ennn ufak ilgisi yok değil mi:)21 Eylül 2010 Salı
GELDİM ( AMA NE GELİŞ OLDU EVLERE ŞENLİK )
16 Eylül 2010 Perşembe
KISA BİR MOLA !
15 Eylül 2010 Çarşamba
PİLOT AMCA !
14 Eylül 2010 Salı
AYŞE ARMAN'A İNANAMADIM !
13 Eylül 2010 Pazartesi
DÖRT İŞLEM !
8 Eylül 2010 Çarşamba
NEHİR'E YAKIŞMADI...
Camiye girmeden önce nehirin çok sevdiği bebek parkına birden gözüm takıldı ve aynı onun gibi şapkası olan ve pembeler içinde annesi ile oyun oynayan minik bir yavru içimi daha da çok acıttı ...hayat çok garip.Bugün camiye gelen herkes aynı şeyi söyledi...arife olduğu için normalde yollar tıkalı olması gerekirken her yer boştu ve yollar açık olduğu için herkes rahatlıkla gelebilmişti ...Nehir gibi aktı herkes ...

Hep nehire bakarken bugün içimden hep bu parça yankılandı ..beni derinden etkileyen bir ninnidir .onun için dua edip o gül kokulu tabutunu öptüğüm zaman içimden hep bu ninninin sözleri geçti
Ve camiden çıkarken o anne ve babanın acısını görünce bir kez daha iyi anladım ki allah kimseyi evladıyla sınamasın...bugün gördüklerimi allah hiç kimseye yaşatmasın...allah ruhunu dinlendirsin melek nehir in ...
***Ailenin bir yakınının ricası ile Nehir ile ilgili resimler kaldırıldı...
NİNNİ ( İPEK ACAR)
uykudan uyanmış
annesi onu çok öpermiş severmiş
okula gidermiş yazarmış çizermiş
babası onu çok öpermiş severmiş
annesi onu çok
babası onu çok
herkesler onu çok severmiş severmiş
annesinin yavrusu
kuzusu pamuğu
annesi ninni soyler
can kuşu dinlermiş......
7 Eylül 2010 Salı
NEHİR'E VEDA YARIN...
6 Eylül 2010 Pazartesi
NEHİR MELEK OLDU ...

3 Eylül 2010 Cuma
ELÇİN NEDEN SENİN DİĞER İNSANLAR GİBİ NORMAL HASTALIKLARIN YOK !
2 Eylül 2010 Perşembe
İTİRAF !!! YOK BÖYLE TEYZE ...
1 Eylül 2010 Çarşamba
ALPAY'DAN HABER VAR
30 Ağustos 2010 Pazartesi
KAYBEDECEĞİM HİÇ BİR ŞEY OLMAZ !
Ama evet !Yeri gelir susarım.
Canımı çok yakan şeyler olur ama yinede susarım,tükenirim.
Buna izin de veririm aslında.
Salaklığımdan mı ? Hayır!
Ben kimseye GİT de demem,diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.
Ona o kadar şeye rağmen,o kadar değer veririm ki,
Hergün yaptıklarına utansın diye.
Ama bir gün öyle bir giderim ki;Kaybedeceğim hiç bir şey olmaz!
27 Ağustos 2010 Cuma
YOL !
26 Ağustos 2010 Perşembe
ÖMRÜMCE HEP ADIM ADIM ...
Ömrümce hep adım adım
Heryerde seni aradım
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadım
Kenarlarda köşelerde
Kadehlerde şişelerde
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadım
24 Ağustos 2010 Salı
KAPIN HER ÇALINDIKÇA...
kapın her çalındıkça,
o mudur diyeceksin.
beni kaybettin artık,
sen çok bekleyeceksin.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
ANLAMIYORUM !
ANLAMIYORUM
Ortaköy'de oturuyoruz bir arkadaşımla... "Anlayamıyorum, Hıncal" dedi..
"Anlayamıyorum, beni gerçekten sevip sevmediğini.." Yüzüne baktım..
anlattı... "Bir aradayken öyle iyiyiz ki.. Öyle yakın,Öyle candan, öyle
sevgi dolu ki bana karsı... Sokulusu, dokunuşu, bakisi...Hani vücut dili diye
bir şey varsa, bu kız her hali ile beni sevdiğini haykırıyor adeta. Zaten,
diliyle de söylüyor, sık sık çok sevdiğini..."
"Sorun ne öyleyse" der gibi baktım, bir daha gözlerinin ta içine..
"Sorun var mi, onu da bilmiyorum ya... içimden bir ses, bu iste bir
eksiklik olduğunu söylüyor bana hep... Geçen gün birden ne fark ettim bilirmisin?"
Sustu bir an... düşünürken, birden farkına vardım ki, buluşmak için bütün
teşebbüsler benden geliyor. Ben arayıp bir yere davet etmesem, günlerce
birbirimizi görmüyoruz.Beni görmek, benimle buluşmak için ondan hiç çaba
yok. "Söylemekte tereddüt ettiği şey isin en can alici noktasıydı oysa...
"Seviyor mu, sevmiyor mu?" diye papatya falı bakmayı bir yana
bırakırsanız, sorunun çözümünü en gerçekçi verecek formüldü bu. Sevginin bir tek amacı
vardır. Birlikte olmak...Birlikte gidilen yerlerin, birlikte yapılan
şeylerin hepsi araçtır.. Gerçek sevginin en sağlıklı, en doğru ölçeğidir
bu... Bir arada olma isteği...Nerede, nasıl olduğu, hiç önemli olmaksızın.
Dostuma, yıllar önce aniden biten bir ilişkimi anlattım.Sinemaya gidelim
demiştim, üniversite yıllarında büyük aşkıma...
o da beni seviyordu ya...Yani ikimizde öyle sanıyorduk... filmi sordu...
Söyledim...Beğenmedi... Benimle buluşmaktan vazgeçti, filmi beğenmediği
için...O zaman anladım ki, sevdiği şey ben değilim... Benim ona
sunduklarım...Benimle buluşmasını istiyorsam, onun hoşuna gidecek bir şey
bulmak zorundaydım, her defasında. Ben amaç değil, araçtım.Amaç, benim
sunduklarımdı. Hayır, bunun adi sevgi değildi...
Benim için zor bir karardı, ama verdim ve bitirdim. "Her şey çok iyi
gidiyordu, ne yaptım da onu kirdim, suçum ne bir bilsem," demiş ortak
dostlarımıza. Anlatmadım bile. Anlatsam da anlayamazdı, biliyordum.Kaç yıl
geçti aradan. İddia ederim, hala anlamış değildir niye bittiğini.Aslinda,
"Bitti" yanlış bir deyiş... Hiç başlamamış ki meğer... Öyle sanmışız..
Gerçek sevginin tek ölçeğidir bu, bir arada olma isteği...
Seven, gerçekten, yürekten seven, bir arada
olabilmek için mucizeler yaratır. Bütün öncelikleri sevgilisine tanır...
Sizi gerçekten seviyor mu? Ya da siz onu gerçekten seviyor musunuz? Kendi
duygularınızdan emin değilseniz ya da onun duygularından şüphedeyseniz...
Dikkatle bakin... Dikkatle izleyin... Dikkatle gözleyin... Onunla
buluşmak, onunla bir arada olmak için neler yaptığınıza, yapabildiğinize bakin...
Onun sizinle bir arada olmak için gösterdiği çabaları değerlendirin...
Hıncal Uluç
21 Ağustos 2010 Cumartesi
DENİZBANK'IN YAPTIĞINA BAKIN!!!!!
19 Ağustos 2010 Perşembe
BİR KEZ DAHA OLUR MU ? !

18 Ağustos 2010 Çarşamba
AYRILIĞI SEÇTİN Mİ ?

Gittin mi adamakıllı gideceksin. Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren... Demem o ki, döneceksin gibi gitmeyeceksin. Büyük git gideceksen, uçsuz bucaksız,... dursuz duraksız git... Telefonun numaraları sesime düşmemeli, yolların yoluma değmemeli... Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık. Şiirler okununca unutulmalı, hasret dokununca uyutulmalı... Gece inmişken ayak parmaklarına kadar yahut gün doğarken, yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine, ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında susacaksın, duracaksın... Gitmenin hakkını vereceksin... Ayrılık gurur duymalı seninle. Gidersen, sözün ayaklarına geçiyorsa, ayakların yakınımdan geçmeyecek... Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık!
Ayrılığı seçtin mi?.."
16 Ağustos 2010 Pazartesi
SİZE YABANCI GELDİ Mİ BU HASTANE !
12 Ağustos 2010 Perşembe
10 Ağustos 2010 Salı
İKİ MİNİK YAKIŞIKLI İLE GEÇEN 2 GÜN :)
Yeğenim geçen hafta 2 tane kuzucuğu ile İstanbul a geldi.Yiğit ve Yağız dünya tatlısı , güleryüzlü , sakin çocuklar... Özellikle küçük olan Yağız sessiz sedasız evi karıştırma konusunda uzman :) 7 Ağustos 2010 Cumartesi
OLMUYORSA ZORLAMAYACAKSIN !
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
İştir ; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın…
Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…


































