10 Şubat 2010 Çarşamba

BİR DAHA YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ Mİ ? PEK SANMAM ...

Dün kan sonuçlarımı ve benden istediği ultrason sonucunu göstermek için yeditepe üniversitesi hastanesinde ki o prof !! a götürdüm.Aslında hiç istemeyerek gittim bir önceki hoş olmayan bu yazımda bahsettiğim görüşmeden sonra ama bir kan sonucunu ondan almam gerekiyordu.Aslında sonradan öğrendim ondan almasamda olurmuş ...
İçeri girdim kan sonuçlarını önüne koydum.Sonuçlarda bir şey yokmuş.Sonra dedim ki '' buyrun benden ayrıca istediğiniz ultrason sonucu'' Bana dediği aynen cevap şu
'' ultrason sonucu mu ? kim istedi bunu '' nasıl yani ya ??!!!???
bana aynen bunu dedi.ben gene şokk...yüzüne baktım şaka mı bu diye ! ama gayet ciddi bana soruyordu.ben ilk sakin kalmaya çalıştım ve '' bunu siz istediniz benden hatırlamıyormusunuz '' dedim..bir anda hatırladı '' aa doğru dalağınızda ağrı vardı onun için istemiştim''
ama ben hala suratına bakmaya devam ediyordum sert bir biçimde.ve o anda döndü bana '' e ne oldu ? neden bakıyorsunuz ?olabilir hatırlamayablirim.her şeyi hatırlayamam ki ben her zaman dedi !!!!!!!''
bende'' kusura bakmayın ama elbette bakarım.benden istediğiniz tahlili bile hatırlamıyorsunuz !!''
ne var canım bunda insanım hatırlamayabilirim dedi hala bana çok rahat bir biçimde ...ne bir özür nede başka telafi edecek bi söz ...hiç çaba göstermeden birde üste çıkmaya çalıştı.benden ilk sonuçları gösterirken eski sonuçlarınızın kötü çıktığını kim söylemişti size diye soru.bende dahiliye ve jinekoloğum dedim.görmek istermisiniz dedim o sonuçları dedim evet dedi ....
ama bu ultrason sonuçlarından dolayı sinirlendi çok ve eski sonuçları vereyim mi diye tekrar sorunca hayır gerek yok.sonuçlarda bir şey yok gayet iyisiniz sadece böbreklerinizle ilgili uzmana gitmeniz lazım dedi ukala bir biçimde ...gene sakin davranıp ayağa kalktım teşekkür ettim ve o sinirle çıkıp direk hastanen nin baş hekiminin odasının önünde buldum kendimi.baş hekim bir toplantıdaymış ve 1 saat sonra çıkacağı için isterseniz bekleyin yada isterseniz sorumlu müdürümüzü arayalım onunla konuşun dediler kibar bir şekilde...tamam lütfen ararmısınız dedim..ama o anda müdür yardımcısı var dediler ..ben asla olmaz müdürü rica ediyorum dedim.o kadar sinirlendim ki o prof !!! a içimin soğuması gerekiyordu anlatıp...
bir baktım halkla ilişkilerden sorumlu müdür hülya hanım ve müdür yardımcısı tuğba hanım birlikte geldiler.o dr la yaşadığım her şeyi baştan sona anlattım ama kendimi tutarak ...çünkü çok gergindim.her ikiside çok büyük bir dikkat ve saygılı bir biçimde sonuna kadar dinleyip gerekli notları aldılar...kendilerie çok teşekkür ediyorum burdan bir kez daha .ve kendilerine şunu dedim '' bir insanın prof olması ona öncelik asla sağlamaz .ve bir prof siz güvenmiyorsunuz bana diyorsa benim için zaten bitmiştir.bu onun aslında asla kendine güvenmediğini gösterir.3 tane değişik branşlarda hocaların ortak dediği sonuçlarım için bana dönüp o kadar da tehlike sınırında değilki diyorsa , benden istediği ultrasonun bile farkında değilse - ki ben içeri girdiğimde ekranda benimle ilgili bilgileri ve istediklerini okumadığını gösterir bu ! - büyük bir saygısızlık içinde ne var bunda ! diyorsa o dr a asla ama asla güvenmem .kusura bakmayın ama benim için bu hastane bitmiştir .belki sizin için bunun bir önemi olmayabilir 1 hasta kayıp...ama çevremde bunu herkesle paylaştım ve paylaşmaya devam edeceğim bu hastaneyi tercih etmemeleri için dedim...
hülya hanım ve tuğba hanım bu şikayetin kendileri için çok önemli olduğunu , 1 hastanın şikayetinin bile büyük bir dikkat ve özenle değerlendirildiğini ,benim bu yaşadığım ciddi sorunun rapor halinde baş hekimliğe sunulacağını ve bu raporun dr un dosyasında hep yer alacağını , mevki değişikliği veya kendisi ile ilgili her kararda bununda göz önünde tutulacağını söylediler.
İkisine ne kadar teşekkür etsem azdır. o üzüntüyle beni çok büyük sabır ve güleryüzle dinlediler.Çok ilgililerdi...aslında hastaneye daha ilk girişteki danışmada görevli danışmanlardan laboratuardaki kan alan hemşireye kadar çok ilgili ve güleryüzlüler ...sırf bir kişinin büyük hatasını tüm hastaneye mal etmek elbette doğru olmaz ama bu dr benim canımı çok yaktı ..çok ..
asla bunun özürü olamaz ...asla
hep beraber göreceğiz ne olacağını .hatta bloğumdan bahsettim ve bu dr la igili yazdığımı söyledim.hülya hanım bloğumun adresini rica etti ve bende verdim
zaman en iyi gösterge ...bazı şeylerin sözde kalıp kalmayacağını göreceğiz

03 Şubat 2010 Çarşamba

MR SONUÇLARI...

Geçen gün beyin mr çektireceğim zaman önce dr a görünmem gerekti.hemen sıra yoktu ve ben randevu aldım.tam asansöre ineceğim zaman şimşekler çaktı bende.o an bu dr un kim olduğunu hatırladım...hani eski bloğumda bu yazımda bahsettiğim bir dr vardı.o dönem çektirdiğim beyin mr ında çıkan leke için gülerek '' aa çıkmaz çıkmaz dedik çıktı'' diyen doktor...
tam kapının önüne geldiğimde o kapının önünde ben ağlarken bana sırasını veren sen gençsin yavrum sen gir diyen teyze aklıma geldi ve o zaman yaşadıklarım aklıma gelince gözlerim doldu.çok gerildim.
içeri girdim ve bana 2 sene önce tekrar gelmişsiniz dedi güleryüzle...bende o an tutamadım kendimi.ve yıllardır içimde yaşadıklarımı ona söyledim kibar bi dille
***evet size 2 sene önce geldim.ve benden mr istediniz.size getirdiğim zaman çok kötü bir haldeydim.elbette ben ne olduğnu bilmiyordum ama beyinde leke çıkması demek insanı korkutuyor .siz sonuca bakarken ben sizden iyi bir haber beklerken sizin bana gülerek'' aa çıkmaz çıkmaz dedim ama çıktı'' asla unutamadım...2 sene geçti.ve ben her bu hastanenin önünden geçerken aklıma o sonucu aldığımda deli gibi ağlayarak size geldiğimde sizin gülerek bana söylediğiniz o söz aklıma geliyor .ve her seferinde gözlerim doluyor yada ağlıyorum.çok kırılmış ve çok üzülmüştüm.hiç beklemediğim bir davranıştı bir dr olarak sizden...ve 2 sene sonra ben unuttuğum için sizin burda olduğunuzu bir an şu an yine burdayım.ve şiddetli baş ağrılarım var asla geçmeyen 5 aydır '' dedim.
ve dediğime nerdeyse pişman oldum :) çünkü kadın şok oldu .gözlerini açarak dinledi şok olmuş bir halde.gözleri doldu ağladı ağlayacak.ve bana
***elçin hanım sizden çok çok özür dilerim.inanın o kadar üzüldüm ki şu an ne diyeceğimi bilemiyorum.ben bir dr olarak böyle bir hatayı nasıl yaptım.karşımda o şekilde ağlayan bir hastanın karşısında gülmenin özürü olamaz.ama sanırım o an siz çok üzüldüğünüz için ortamı toparlamak size birazcık moral vermek için gülmüş olabilirim.ama bunun asla özürü olamaz.sizde 2 sene boyunca yarattığım üzüntü için çok özür dilerim dedi...
bunları derken ağladı ağlayacak ama ...bu sefer ben biraz üzüldüm ama sonra 2 sene yaşadıklarımı düşününce sende zamanında çok üzüldün elçin dedim içimden...içimde hiç bir şeyi tutmak istemiyorum artık.aman karşımdaki kırılmasın üzülmesin diye düşünmenin karşılığı hep acı oldu benim hayatımda ! kimse acab elçin de kırılır mı diye düşünmedi
sonuçlarıma baktı ama gayet ciddi bir şekilde gülmeden :) beyin mr temiz çıktı.ama bu seferde 2 sene önce beyinde olan leke yok.
***elçin hanım iyi tamam ama o beyindeki leke nerde ? dedi.dedim ki ben nerden bilebilirim nereye gittiğini ...benden soruyor ya :) çünkü leke varsa kaybolmazmış
boyun mr ında biraz sorun var .boyunda ciddi düzleşme , bir kaç tane minik fıtık,omurilikte biraz sorun ve bundan dolayı sinirlere baskı ...ama bular bu kadar şiddetli baş ağrısı yapmazmış.
stresten uzak durun lütfen dedi.bu daha çok tetiklermiş...
şimdi geriye o yeditepe de ki prof !!!! a gidip kan tahlillerimi almak kaldı.
umarım o da temiz çıkar

01 Şubat 2010 Pazartesi

ŞİŞTİMM ! VE DR SONUCU...

Hematoloğ araştırmalarım sonucu Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne gitmeye karar verdim.Karar vermesemde olurmuş aslında !!!!!
Randevu aldım gittim.Randevu saatinden 5 dk önce ordaydım.İçerde sonuçlarını gösteren bir hasta olduğunu ondan sonra beni alacaklarını söylediler.Bende beklemeye başladım.O anda odanın kapısı açıldı dr başka bir odaya gitti ve o anda aslında odada kimse olmadığını gördüm.Herhalde işi var o nedenle öyle söylediler diye düşündüm .Sonra bir hasta yakınları geldi acil görüşmek istiyoruz dediler.sekreter sizden önce randevulu hastası var bekliyor ondan sonra sizi alabilirim ancak dedi.Ama onlar ne söyledilerse sekreter odaya girdi hocaya bir şey söyledi ve bunları içeri aldı.Zaten o gün hava berbattı deli gibi kar yağıyordu ve çok üşümüştüm,gergindim.Birde bu olunca dayanamadım sekretere '' Hanımefendi bilseydim bu kadar kolay içeri alınıyor ve devlet hastanelerinden farkı yok randevu almazdım !!'' dedim.Sekreter merak etmeyin hemen alıcam hasta yakınları bir şey sorup çıkacaklar vb yuvarlak cümleler kurdu.
İçimden elçin sabır diyorum devamlı.İçeri girdim.Giderkende son 2 yılda yaptırdığım tüm tahliller götürmüştüm.Hani belki bakmak ister diye !!! İlk neyim var anlatmaya başladım ama daha 1 dk olmadan karşımda ağzı açık bir şekilde esneyen bir prof !!! takılmamaya çalıştım.baktım hiç soracağı yok elimdekiler eski sonuçlarımı görmek istermisiniz dedim.İsteksiz bir şekilde bakayım dedi.Ama ne bakmak ! çok hızlı bir şekilde sayfaları çevirdi düzgün bakmadı bile .içimden sakin ol elçin diyorum.bacağımda kızarıklık var ve bazen morarma oluşuyor dedim.baktı burda kızarıklık yok ki dedi !! benim gördüğüm şeye yok dedi ya !
beni dinledi ve '' sizden b12 tahlili isteyeceğim'' dedi.bende'' sonuçların içinde var 1 ay önce yaptırdım o sonucum artık iyi dedim.bana hayır orda öyle tahlil yok dedi.İşte orda gelenler geldi bana '' hocam anlaşılan sonuçlarıma dikkatli bakmamışsınız .baksaydınız 1 ay önce yapılmış olan sonucu görürdünüz dedim' nazik ama sert bir ifadeyle.açtı baktı '' aa pardon varmış dedi'!!!!
ve karşımda hala esnemeye devam etti .bende hafif tebessümle '' sanırım uykunuzu getirdim esnediğinize göre ! '' dedim .'' aa hayır sizinle alakası yok sadee çok yorgunum ondan !!'' dedi
beni dinledikten ve sonuçlara baktıktan sonra beni delirten yorumunu yaptı.tam bu kelimeleri kullanmadı ama sonuç oraya geldi.ona göre ben aslında hastalık hastasıyım.bu kadar 2 yıldır yaptırılan tahlilleri aslında ben zorla sanki bir sorun varmış gibi dr a gidip yaptırılmasını istiyorum.aslında benim sorunum psikolojik bir şeyim yok .ve eğer sonuçlar iyi çıkarsa ben onu bile beğenmeyip başka bir dr agidip kendi kafamda yarattığım sorunu çıkarana kadar uğraşırmışım.ve ben ona hiç güvenmiyormuşum !!!
işte orda ben tam delirdim ve tutamadım kendimi ve aynen şöyle bir konuşma yaşandı
***bakın ---bey , size sadece ufacık bir örnek vereceğim ve bu örnekten sanırım bazı şeyleri anlarsınız .umarım tabi ! benim dahiliye dr um 4 yıllık , jinekoloğum 7 yıllık,diş doktorum 17 yıllık hatta benim çocukluğumu bilen çok sevdiğim bir aile yakınımız .ve bu dr lara gittiğimde sonuçlarım temiz çıktığında bunlar kötü başka dr arayışına hiç bir zaman girmedim.ve bu kadar senedir hala onlara gidiyorsam demekki onlara güveniyorum ! ve hiç bir mantıklı insan kollarını deldirmeye meraklı olmaz.ben keyfimden bu tahlilleri istemedim. hem sizin dediğiniğiniz gibi ben bunları kendi kafamdan yaratıyorum.demir bağlama ,b12 ,kistler,hormonlardaki sorunları ve diğer iyi çıkmayan sonuçları ben mi kendi kafamdan uydurup kötü çıkardım ! ve bir dr a güven 5 dk içinde olmaz ---bey .size sonuçlarımı gösteriyorum ama siz bana ısrarla b12 tahlili yok diyorsunuz .sorarım size karşımda esneyen ve sonuçlarıma dikkatli bakmayan birine ben hemen nasıl güvenebilirim !!!'' dedim..ve nasıl rahatladım anlatamam.ama bunları söylerken bile ses tonum sakin kendimi kaybetmeden ama benim delirdiğimi anlayacak kadar nezaketi kaybetmeden içimdekileri döktüm.
bazı tahliller istedi ve ben odadan çıktım ama resmen şiştimmm.
ultrason istedi.ve benim 5 aydır geçmeyen çok şiddetli baş ağrılarım var .sabah bu ağrıyla uyanmak gece bununla yatmak çok sinir bozucu.o gün hemen nöroloğa gittim.beyin ve boyun mr çekildi..sali günü sabah belli olacakmış
ve ultrason sonuçlarım muhteşem çıktı ! spastik kolit ve her iki böbrekte bir kaç tane minik taşlar .
annem aradı merak etti sonuçları.ve beni o moral bozukluğu içinde gene güldürdü :)
cevabı aynen şu :
'' aaa dert ettiğin şeye bak kızım.geçen ay biliyorsun bendede böbreklerde kum çıktı.hiç üzülme sendeki taşları bendeki kumları aldıkmı bir güzel inşaat yaparız .hiç olmazsa işe yararlar :)''
evet anne yaparız hatta müteahhit de babam olur dedim :)
döndü birde '' elçin birde organlarını bağışlamak istiyorsun.yahu sende sağlam organ kalmadı ki.hangi birini vereceğiz.o insanlarada yazık sendekiler ona geçecek dedi :)
annem ömrümü yedi ömrümüü :)
şimdi yarın sabahı bekliyorum.eğer beyin mr sonucu temiz çıkarsa çok sevinicem.tüm gece dua ettim.2 sene önce yaşadığım o sonucu aldığımda yaşadığım şoku yaşamamak için
umarım...

27 Ocak 2010 Çarşamba

ACİL !

Anadolu yakasında olan ve işinde uzman , tanıdığınız bir hematoloğ var mı arkadaşlar ? Korkmayın şimdilik kötü bir şey yok.Yada öyle görünüyor bilmiyorum...
Ama en kısa zamanda gitmem şart...
Hani hep sizlerin duası desteği ile son 1 senede yaşadığım sağlık sorunlarını atlattım ya ...
Bu da geçecek...Umarım

25 Ocak 2010 Pazartesi

BENDE BİR KARIM OLSUN İSTİYORUM !


Karılar olarak sınıflandırılan insanlardan biriyim. Aynı zamanda anneyim. Bir süre önce karısından yeni boşanmış bir arkadaşıma rastladım. Bir çocuğu vardı ve tabii ki eski karısıyla yaşıyordu çocuk. Yeniden evlenmek istediğini söyledi. Bir akşam evde ütü yaparken bu arkadaşım aklıma geldi ve "bir de benim karım olsa hiç fena olmaz" diye düşündüm. Neden bir karım olsun istiyordum:
Kendimi ve bakmakla yükümlü olduğum diğerlerini destekleyebilmek için.
Yüksek öğrenimimi bitirmek isterim. Karım ben okulu bitirene kadar çalışıp bakar.
Çocuklarımıza da bakar. Onların doktor-dişçi randevularını ayarlar, iyi beslenmelerini sağlar, her zaman temiz ve bakımlı olmalarına dikkat eder.
Karımın çocuklarıma her zaman sevgi göstermesini, okul ve derslerimden zaman ayıramayacağım için çocukları gezdirmek, hasta olduklarında bakmak, özel ilgi gerektiği zamanlarda ilgilenmek karımın görevleri arasında olur.
Karımın gerektigi zaman işten izin alabilmesi mümkün olmalı, ama bu işten atılmasına neden olmamalı. Bu izin almalar maaşından kesintilere neden olabilir, ancak o kadarına göz yumabilirim.
Karımın benim fiziksel ihtiyaçlarımı da karşılaması gerekir.
Evimi temiz tutup benim ve çocukların arkasından toplayıp düzeltir. Giysilerimi temiz ve ütülü, eşyalarımı da aradığım zaman bulabilmem için yerli yerinde olmasına özen gösterir.
Karımın iyi bir aşçı olmasını, yemek alışverişini ve pişireceği yemekleri iyi planlamasını, yemekte bana ve çocuklara güler yüzlü davranmasını yemekten sonra da benim ders çalışabilmem için bulaşıkları yıkamasını isterim.
Hasta olduğum zaman bana bakıp ilgi gösterir, kaçırdığım dersler için beni avutur.
Tatile gittiğimizde dinlenebilmem için çocukların beni rahatsız etmemelerini sağlar.
Karımın görevlerinden yakınmamasını dilerim. Ancak çalışmalarımda karşılaştığım sorunları anlatmak istediğimde beni ilgiyle dinlemesini ve gerektiğinde yazdıklarımı temize çekmesini beklerim.
Karımın sosyal hayatımın ıvır zıvırıyla ilgilenmesi gerekir. Dışarı çıkacağımız zamanlarda çocuk bakıcısı bulmasını, arkadaşlarımı eve davet ettiğimde özel yemekler yapıp ikram etmesini, ancak ben ve arkadaşlarım ilgimizi çeken konularda konuşurken sözümüzü kesmemesini isterim.
Çocukların beni ve konuklarımı rahatsız etmemeleri için karımın onlara erken yatırmasını isterim. Konuklarımızın küllükleri temiz mi, tabakları boşalmış mı, içkileri var mı, kahveleri tam istedikleri gibi mi? Bu gibi ayrıntılara özen göstermesi gerekiyor.
Karımın cinsel gereksinimlerim konusunda da duyarlı davranmasını isterim. İstediğim zaman tutkuyla sevişmeli ve beni doyuma ulaştırmalı. Ve tabii eğer havasında değilsem benden cinsel ilgi beklememeli.
Başka çocuk istemediğimden karımın doğum kontrolü konusunda tüm sorumluluğu alması gerekir.
Bana sadık olması, entellektüel hayatımın birtakım kıskançlıklarla kesintiye uğramaması bakımından önemli. Ancak benim cinsel ihtiyaçlarım monogamiye katı bir bağlılığı gerektirmeyebilir. Bunu anlayışla karşılayacak bir karım olmalı.
Eğer bir rastlantı eseri şimdiki karımdan daha uygun biriyle karşılaşırsam, karımı yenisiyle değiştirme özgürlüğümün de olmasi gerekir. Yeni bir hayata başlayabilmem için karımdan çocukları almasını ve benim de yüzde yüz özgür olabilmem için onların tüm sorunlarıyla ilgilenmesini beklerim.
Okulu bitirip de işe başladığımda karımın kendini tam anlamıyla görevlerine adayabilmesi için işini bırakıp evde oturmasını isterim.
TANRIM KİM BİR KARISI OLSUN İSTEMEZ Kİ !!!
Judy Syfers'tan bir makale....

23 Ocak 2010 Cumartesi

ERKEKLER VE MASAL KİTABI

Adamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara:
- 'Evin reisi erkektir adlı kitap var mı? .' diye sorar.
Tezgahtar cevap verir:
- 'Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz
:)

22 Ocak 2010 Cuma

BLOĞUMDA SORUN !

Bir süredir bazı arkadaşların benim bloğa girmek istediklerinde bu profilin herkese açık olmadığını belirtten bir uyarı oluyormuş.Ama ben asla kapatmadım bloğu.Bazı kişiler girebiliyor bazı kişiler giremiyor...Bunun nedenini veya çözüm yolunu bilen var mı arkadaşlar ?

18 Ocak 2010 Pazartesi

ANNEM FACEBOOK HESABI AÇARSA !!!

cumartesi günü maillere bakarken bir mesajı açtığımda şok oldum.
Annem facebook hesabı açmış benimle arkadaş olmak istiyormuş :)
Annem 56 yaşında ve çok eğlenceli bir annedir.Yaşını hiç göstermez ( maşallah annem :) )
Geçen hafta msn adresi aldı kendine ve evde kendine ait bir bilgisayarı var artık.
toplam 36 saattir facebookda
ve gelinen nokta şu :

***daha 1 saat dolmadan 9 tane arkadaşı oldu.(hepsi akrabalar tabi :) )

***aradım telefona bakmadı.bir kaç saat sonra aradım açtı.
anne merak ettim aradım açmadın dedim.verdiği cevap bilgisayarımın başındaydım
meşgul etmeyin beni!!!!! ( nası yani :) )

***kardeşim anne yemek yapmazsan görevlerini unutursan
bak bu bilgisayarı tamamen kapatırım görürsün demiş :)

***babam bak başına bela alacaksın olmadık insanlar seni rahatsız edebilir.
her türden insan var orda.
bak gelir alırlar seni karışmam ona göre demiş.
annemin cevap ee daha iyi ya başınız rahatlar ben yokken :)

lafın özü annem bu facebook olayına çok hızlı başladı çokkk :)

bir gelen maillere bakmayı öğretemedik.Onuda annem inşallah başına bela almadan öğrenir :)

allah sonumuzu hayır etsin ...amin :)

15 Ocak 2010 Cuma

KLOZET KAPAĞI NE İŞE YARAR !



Bana gelen bir maili paylaşmak istedim sizinle :

TV de zap yaparken, bu bizim Amerikan asıllı Türk dopktorumuz Öz'ün
programına denk geldim.Tombul amerikalıların bizim doktora duydukları
hayranlık beni şaşırttı ve seyretmeme vesile oldu... İyi ki seyretmişim,
bizim Öz, proğrama katılacak olan seyircilerden birgün
önce banyolarında hali hazırda kullandıkları havlu bone ve diş fırcasından
birer örnek aldırmış ve laboratuara göndermiş. Program sırasında bu
sonuçları açıkladı... Sonuç inanılmaz.... Latince adını şimdi
hatırlamadığım aslında önemi olmayan x bakterisi, Yine Latince adını şimdi
hatırlamadığım aslında önemi olmayan y bakterisi ve yine Latince adını
şimdi hatırlamadığım aslında önemi olmayan z bakterisi, ve bunun gibi
binlerce bakteri havlularımızda diş fırcamızda
bonelerimizde, paspasımızda tavanımızda duşa kabinimizde küvetimizde
aynamızda lamba anahtarımızda kısacası banyonun heryerinde, bu nasıl oluyor
peşinden hemen anlattı... Sifonu çektiğimizde su partükülleri şiddetle
çarpışıyorlar. Bu şiddet su partüküllerinin klozetin alanın 5 m lik
çevresine hızla dağılmasına sebebiyet veriyor. Bu partüküller
beraberlerinde bakterileride taşıyorlar.... Peki bu bakteriler neler? Tahmin
edebildiğiniz gibi dışkı, idrar ve koli basili vs...
Yani sifonu çekmeden klozet kapağını kapatmazsanız milyonlarca iğrenç
bakteriler banyonun her yerine havlumuzdan diş fırçamıza kadar her yere
yerleşiyorlar...

Sanırım çoğumuza yıllarır manasız gelen klozet kapağının şimdi neye
yaradığını anladık...!!!

14 Ocak 2010 Perşembe

ALPAY'DAN HABER VAR

Dün gece haberlerde milli futbolcu Emre Belezoğlu!nun 11 yaşındaki yeğeninin lösemiden vefat ettiğini izledim.Zaten bir kaç gündür yeni susmuştu ağlamalarım İbrahimden dolayı.Akşam izleyince o yavruyu çok üzüldüm gene başladı tabi gözyaşları...
Gece saat 10.30 da telefonum çaldı.Baktım Alpay yazıyor.Yüreğim ağzıma geldi.o telefonu açana kadarki bir kaç saniyede yüzlerce şey düşündüm.İçimden allahım lütfen kötü haber olmasın zaten akşam haberlerde kötü bir olay izledim .birde ibrahimi yaşadım.Allahım lütfen ..diye diye telefonu korka korka açtım
---Elçin ablaaaa ( Alpay'ın mutlu sesini duyunca tüm vücudum rahatladı :) )
Sonuçları temiz çıkmış.Beyindeki kitle küçülmüş tamamen yok olmamış.Sadece beynin içinde yara şeklindeymiş.Bana haber vermek istemişler.Kemoterapiyi kesmişler.Mart ayında bir daha mr çekilecek ona göre karar erilecekmiş tedavisine.Çok sevinçliydi.Ve alpay havalara zıplamış artık bana zehir vermeyecekler demiş ( kemoterapiye zehir diyormuş Alpay)...Annesi Elçin hanım duyduğundan beri çok şımardı yapmadığı şeyleri yapıyor dedi.Dedim ki bırakın bir süre yapsın bu onun hakkı çünkü büyüklerin bile dayanamayacağı acıları çekti yavru.Çok zor.Bu onun hakkı
Ablası Leyla,annesi ,diğer erkek kardeşi telefonda konuşmak istediler benimle.Özellikle erkek kardeşi bir alem.Alpay ın elinden aldı ver bana bende Elçin ablayla konuşacağım diye :)
Alpay Ankara da yaşıyor ve annesi çaresiz kalmış.Kış olduğu için eşi evde,oğlu askerden gelmiş işsiz,abla Leyla Alpay dan dolayı işten çıkmıştı ona bakmak için ama artık biraz düzeldiği için işe girmek istiyor ama bulamamış.Evde 6 kişiler ve iş yok :(
Telefonu kapatırken birden bire Alpay bana :
--Elçin Abla ben saat kaçta yatıyorum akşamları biliyor musun ?
--Kaçta yatıyorsun ablacım ?
-Geçde yatıyorum .Hadi öptüm seni :)

13 Ocak 2010 Çarşamba

2 SENE OLDU...


Tam 2 sene oldu bu bloğu açalı.Aslında geçen haftaydı senesi ama o kötü haberi aldığım için içimden gelmedi bu konu hakkında yazmak...
Sağlık anlamında zor zamanlardan geçerken verdiğiniz tüm destekleriniz o güzel sözleriniz telefonlarınız , bloğu güncellemediğim zaman aramalarınız veya mailleriniz Elçin iyimisin diye ,her şey için binlerce teşekkürler...İyi ki bu bloğu açmışım dedirten tüm özel yüreğinizden gelerek yaptığınız her davranış için yürekten teşekkürler...
İzmir ve Ankara daki yardım kampanyaları sırasında bazılarınızla hiç birbirimizi görmesek hatta telefonda hiç konuşmasak bile koşulsuz yüreğinizden gelerek yaptığınız yardımlar için teşekkürler
Yüreğimin acısını dindirmeye çalışırken , acımasızca belden aşağı vurulup aptal yerine konduğum zamanki zor dönemlerimi atlatmaya çalışırken telefonla yada bir araya geldiğimizde beni kardeşi veya kızı gibi görüp elinden geldiğince bana destek olmaya çalışan dostlarıma teşekkürler....
Her yağmurun ardından güneşin açabileceğini unutmamı sağlayan dostlarıma binlerce teşekkürler
İçimden geldi...Can Dündar ın Dost adlı bir yazısı var .Anlayan ve değerini bilen için çok anlamlı

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
"Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
"Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...


11 Ocak 2010 Pazartesi

SORMUŞLAR...

Fuzuliye Sormuşlar : Sevmek Mi Daha Güzeldir, Sevilmek Mi ?
-Sevmek Demiş...
Çünkü, Sevildiğinden Hiçbir Zaman Emin Olamazsın !.

08 Ocak 2010 Cuma

BENİMDİR DEME !

Hiç bir şey için "BENİMDİR" deme, sadece de ki; "YANIMDADIR" Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder...
DAİMA SENİNLE KALMAZ..."
H. Lawrence

07 Ocak 2010 Perşembe

İBRAHİM'DEN GERİYE KALANLAR...




Dün gece İzmir e gittiğimde çektiğim resimlere bakarken farkettim.Ordaki neredeyse tüm çocukların resmini çekmişim ama İbrahim in resmini çekmemişim.Sadece ona verilen kemoterapinin ve serumun resmi var.Odaya girdiğimde onun o halini görünce içim parçalanmıştı.Ağlama elçin sakın diye kendi kendime telkin verirken bir yandan da rahatsızlığından dolayı artık iyice halsizleşmiş ve kanser hastası yakınlarının çok iyi bileceği vücudundaki belirtilerden dolayı ( bunların ne olduğunu detaylı yazmaya yüreğim dayanmaz.hala o hali gözümün önünde.ve bu yazıyı okuyan kanser hastası hasta yakınlarınıda bir kez daha üzmek istemem ) ona dokunmaya kıyamadım.Ya bilmeden canını acıtırsam diye...

Düşündüm acaba iyimi oldu onunla birlikte resim çektirmediğim .Çok daha fazla kahrolacaktım....

Sonra ona yolladığım kepçe ve jeepin resimlerini bulmaya çalıştım.Ama nasıl becerdiysem bir kaç resimle birlikte yanlışlıkla geri dönüşüm kutusuna atmışım ama allahtan silmemişim.Çocuklar devamlı maske takmak zorunda oldukları için her yerde onlar için bu durumu nasıl biraz daha sevimli hale getirebilirim diye düşünürken onlara sticker alıp yollamıştım aldıklarımla birlikte .Maskelerinin önüne yapıştırsınlar diye...saatlerdir bu resime bakıyorum.Tek tesellim o istediklerini yolladım ve birazcıkda olsa yüzünde tebessüm yaratabildim .Düşünüyorum o hastanedeki bazı insanlar nasıl vicdanları rahat geceleri uyuyabiliyor.Hala içime derttir o çocuklar için yapılacak çok büyük bir yardım ordaki bazı kişilerin egoları yüzünden ,yaptıkları hatayı örtmeye çalışmaları yüzünden ve ilk başta ben bu işte varım diyip zorluğu görünce geri kaçan benim gözümde o insanlardan bir farkları kalmayan bazı kişilerden dolayı yapılamadı...O insanlar nasıl ben insanım diyebiliyor acaba vicdanları rahat!

Hani bana bu iş sırasında bir adsız yorum gelmişti.Dün gece o aklıma geldi birden.Bu ülkede yaşamadığı veya sadece dünyayı yaşadığı kendi çevresi sanan kafası sadece belli konularda çalışan her zaman hayatta ADSIZ olarak kalacak birinin yorumuydu...Şimdi acaba İbrahim in öldüğünü okuduğunda ne düşünmüştür.Kesin gene duygu sömürüsü der o mantıkta olan biri...Bu hayatta büyük konuşmayacaksın.Kimin o hastaneye düşeceği belli olmaz !

Tek duam Alpay ın durumunun düzelmesi.Bir kez daha böyle bir şey kaldıramam.Ayrıca annemin ve nefise ablamın isteği ile bu yardım olaylarına bir süre ara vermeye karar verdim.Bu olay beni çok sarstı ve kendi sağlığımı ciddi anlamda tehlikeye soktum.Tabi ne kadar dayanırım bilemiyorum

Öldüğünü öğrendiğimden beri kuzucuğumla ilgili kafamdan hep bir parça geçiyor.Kayahan ın Ninni parçası.Bunu yazarken bile ağlıyorum bu parçayı içimden söyleyip.

Benim melek yüzlü yavrum dualarım seninle.Senin için bir şey yapamadım.Yeğenimi kanserden kaybettiğimde bir arkadaşım bana bir şey söylemişti ^^Elçin allah ruhunu dinlendirsin ^^Gerçekten çok doğru...tüm acıları bitti.Seni hiç unutmayacağım benim yakışıklı kahramanım.Allah ruhunu dinlendirsin meleğim...

06 Ocak 2010 Çarşamba

İBRAHİM ÖLDÜ

Saatlerdir ağlıyorum.İzmir deki yardım kampanyası sırasında İbrahimden bahsetmiştim hani.Gücüm şu an yok onunla ilgili geçmiş yazıları hatırlatmaya.
İlk hastane ziyareti sırasında onunla tanıştığım yazı...Sonra benden istediği jeepi beklerken yaşadıkları ile ilgili yazı...Ve hediyeyi aldıktan sonra yaşadıkları ile ilgili yazı...Hepsi bitti.Öldü
Küçücük yaşında yaşadıklarına bu kadar dayanabildi.O odaya ilk girdiğimdeki yatakta acı çekmesine rağmen gülümsemeye çalışması...Babasının sandalye üstünde evladı için çırpınışı ...o gözleri ..o araba isterkenki heyecanı...hiç biri gözümün önünden gitmiyor.Keşke ben ölseydim onun daha yaşayacak çok zamanı vardı diyorum.o küçücük bedenin yaşadığı acıyı gördükçe ...
Neden allahımm...

04 Ocak 2010 Pazartesi

KIRIK KALPLER DURAĞI





Kırık Kalpler Durağında


Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler
Anlatılmaz ama ordadır bütün dertler
Gönül kırgınlıkları hayat haksızlıkları
Kader yalnızlıkları çeken bütün kalpler

Gönül durgunlukları hayat yorgunlukları
Şehir yalnızlıkları çeken bütün kalpler

Kimini yakıp geçen aşklar incitmiş
Kimini yanlış kararlar yıkıp geçmiş
Kimine yakın dostu ihanet etmiş
Kimi hayatın sillesini yemiş

Kırık kalpler durağında inecek var
Eteğindeki taşları dökecek var
Doldurun kadehleri içelim beraber
Yılların yorgunluğu geçene kadar
Kırık kalpler durağında inecek var
Yüreğindeki dertleri dökecek var
Doldurun kadehleri içelim beraber
Yılların yorgunluğu geçene kadar
Kendini eğlenmeye verir kırık kalpler
Sanki unutulurmuş gibi büyük dertler

31 Aralık 2009 Perşembe

İÇ HESAPLAŞMA VE MUTLU YILLAR

Sevmedim.2009 u sevmedim daha ilk günden...Belliydi daha yılbaşı gecesi kuyruk sokumun üstüne düşüp 1 ay o dayanılmaz ağrıları çekerken anladım bu sene iyi geçmeyecekti.Sağlık sorunlarım,tedavilerim,ilaçlarım,ağrılarım,gülmelerim,deliliklerim,..Ama en çok yüreğimin acıması.Hak etmeyen ve asla hak etmeyeceklere...Hani derler ya fiziksel acılar geçiyor ama yürek acısı asla geçmiyor diye ...izi kalıyor hemde çok.Senin yüreğinin ne hale geldiğini düşünmeden, darmadağın edip ,gidip kendince çok zeki olduğunu düşünüp, benim hiç bir şeyi bilmediğimi sanıp, kendince yalan dünyasında gidip yaşamanın elbet bir gün ilahi adaletle bedelini ödeyeceğini düşünmeden yalan dünyasında yaşanılan bir hayat ....
İlahi adalete en ok bu sene inanmak istedim.Ki biliyorum göreceğim .Bu sene benim ağladığım kadar buna sebebinde canının çok acıyacağını ...Nefret duygusu insanın ruhunu çok yorar.O bile sonuçta duygudur .Artık nefret duygum bile yok...Hiç bir şey yok
Öğrendim mi bilinmez hak etmeyene fazla değer vermemeyi .Bu sene göreceğim bunu ...
Bu seneden çok umudum var .En başta isteğim sağlık ve huzur .Sonra boll aşkk
Herkese sağlıkla huzurla mutlu yıllar diliyorum

30 Aralık 2009 Çarşamba

SEDACA YILBAŞI MUTLULUĞU :)



Sabah tam dışarı çıkacakken gözüm tv a takıldı.16 yıldır çocukları olmayan bir aile bebek sahibi olmuş ve canlı yayında doğum yaptı.Bunu izlerken gözlerim doldu...o babanın sevincini görünce...tam 16 sene beklemişler evlat için
Tam o anda kapı çaldı.Kargodan bir paket ve kimin yolladığını görünce görevliye kapıyı nasıl kapattım anlamadım :)
Sevgili Seda her zamanki zarifliği ile çok hoş, o güzel zarif , ince düşünceli annesinin el emeği olan bir yılbaşı yastığı yollamış.Bebeği izlerken bir anda bu hediyede gelince ben artık kendimi tutamadım ağlayarak sedacımı aradım...Sedacım en başta annene yürekten binlerce teşekkürler.O güzel yüreği,emeği için ...Ve ellerinden öpüyorum
Sedammmm yürekten teşekkürler...beni çok ama çok mutlu ettin .
Yeni yılda her şey gönlünce olacak :)

TUĞLA ...

Genç bir iş adamı lüks arabasıyla giderken arabasına bir tuğla fırlatılır. Çok sinirlenerek iner arabadan Karşısında küçük bir çocuk vardır-Neden yaptın bunu der adam çocuğa. Neden?
Bu yeni bir araba ve atmış olduğun bu tuğla bana çok pahalıya mal olacakÇocuk yalvararak cevap verir:
Lütfen efendim çok üzgünüm ama başka ne yapacağımı bilmiyordum
Eğer o tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı Park edilmiş arabanın arkasını işaret ederken, çocuğun gözyaşları çenesinden süzülüyordu-Kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandelyesinden düştü. Ben onu kaldıramıyorum. Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz? Benim için çok ağır bu durumdan çok etkilenen iş adamı çocuğa yardım etti.
Yerdeki genci kaldırarak tekerlekli sandalyeye geri oturttu. Mendiliyle yaralarını kontrol etti ve ciddi bir yarası olup olmadığına baktıKüçük çocuk genç yöneticiye dönerek Teşekkür ederim efendim. Tanrı sizden razı olsun dedi. Adam küçük çocukla ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini izledi.Ve arabasına döndü.Genç işadamı kapıyı hiç tamir ettirmedi. Kapıda oluşan çöküğü, hayatını, birisinin kendine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı. Tanrı ruhunuza fısıldar ve kalbinize konuşur.Bazen dinleyecek kadar zamanınınız olmadığında ise ,size bir tuğla fırlatır.İster fısıltıyı ,ister tuğlayı dinleyin.Tercihi siz yapın..

28 Aralık 2009 Pazartesi

YENİ YIL KURABİYELERİ...








Dün hazırladığım yılbaşı kurabiyeleri ve nemli cupcakelerim bugün Adana , Ankara ve
İstanbul a doğru yola çıktı.
Şimdiden herkese sağlıklı huzurlu mutlu yıllar diliyorum ...Ve boll aşklı :)



21 Aralık 2009 Pazartesi

ALPAY'IN SONUCU,BEN VE ACİL İSTEK

***Geçen hafta Alpay ın sonucu belli oldu.Keyfim hiç yok.Telefona ilk o çıktı.Elçin abla 2 kere daha ilaç alıcam sonra bitti dedi.İlk bir an durdum ne diyeceğimi bilemedim çünkü alpay ilaç almak istemiyordu ama sevinçliydi telefonda.Bir gariplik olduğunu anladım ve biraz konuştuktan sonra annesini istedim telefona.Anne bitik halde...Beyin MR sonucu pek iyi çıkmamış.Beyindeki kitle sadece biraz küçülmüş yok olmamış.Kemoterapi ve ışın tedavisi olacak.Çok ağlamış hastanede bunu duyunca.Işın canımı çok acıtıyor anne .bunlar beni öldürmek istiyor.ne olur kemoterapi alayım ama ışın tedavisi yapmasınlar bana diye ağlamış yavrum...Ağzımda bir şeyler geveledim ne dediğimi hatırlamıyorum bile.ama telefonu kapattıktan sonra o koltuğa gömüldüm.çöktüm...onun yaşındakiler şu an dışarlarda yılbaşı için oyuncaklar giysiler alırken o ne acılarla mücadele edecek yılbaşında diye düşündüm.zaten bu aralar sinirlerim bozuktu.bunu duyunca iyice koptum...ağladım,ağladım
***Birileri beni rahalatabilir mi acaba bilemem bu konuda ama bu hormonlardan bıktım.yoruldum.her ay bazı şeyleri çok sert atlatmaktan hatta bazen öyle bir an oluyor ki gidip kendimi bir yerden atma isteği bile doğuyor içime.Tepetaklak ediyor beni bu.Her ay bunu her kadın yaşıyor ama bende rahatsızlığımdan dolayı hormon seviyeleri çok yüksek olduğu için ben bunu çok daha sert yaşıyormuşum.Her ay bunu yaşamak ruhen beni çok yordu.Her şey bittikten sonra üzerimden bir uçak geçmiş gibi hissediyorum
***Acil işinde iyi olan bir hematoloğ lazım .Bu konuda yardımcı olabilecek umarım birini bulabilirim.Kime lazım diye sormayın çünkü son 1 senedir yaşadığım rahatsızlıkları bilen arkadaşlar zaten bir bu kalmıştı diyeceklerdir zaten :(

82 YAŞINDAKİ BETÜL MARDİN'DEN NALAN APA'YA 40 YAŞ ÖĞÜTLERİ


1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.

2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.

3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini “update” et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.

4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)

5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.

6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!

7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç üşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda’sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.

8. Olumlu olacaksın.

9. Bazı şeyleri kabul edeceksin: Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.

10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin!!!

09 Aralık 2009 Çarşamba

ALPAY'DAN HABER VAR ...

Dün gece nefes almak için mücadele edip yatakta yatarken telefon çaldı.Ekranda onun adını görünce o an hastalığımı nefes alamamayı unuttum...İçimden allahım lütfen düşündüğüm şey olmasın diye korka korka telefonu açtım.
-Efendim
-Elçin abla merhabaaaaa ben Alpay
-:)
Hani ilk o Ankara Onkoloji Hastanesi ziyaretimle ilgili yazdığım bu yazımdan bahsettiğim ve onu ziyaret ettiğimle ilgili bu yazımda bahsettiğim Alpayım....
-Elçin abla ben seni aramayı unuttum.Geçmiş bayramını kutlamak için aradım.Bayramın kutlu olsun.öpüyorumm seni
Bunları dinlerken yüzümü görmeniz lazımdı.Nasıl mutlu oldum anlatamam...bana heyecanla bayramda neler yaptığını anlattı.Ve asıl duymak istediğimi söyledi
-Elçin abla müjdemi isterim.son ilacımı aldım artık bir daha ilaç almayacağım
çok sevindim ama bir an durdum...en iyisi bunu ablasına sormaktı .içimden umarım kemoterapi yapılmaz dedim.
Ablasını da istedim telefona .o an Alpay ın diğer erkek kardeşi telefonu almak istedi.iksi birden annene selam söyle dediler ablalarına verirken telefonu.onu ziyaret annemle gittiğimiz için unutmamışlar bunu...
Leyla, son ilacını aldığını beyin mr ını çektirdiklerini ve perşembe günü sonuca bağlı olarak devam edilip edilmeyeceğine karar verileceğini söyledi alpayım için...
Alpay a arabasını kullanıp kulanmadığını sordum kullanıyorum elçin abla çok güzel tekrar çok teşekkür ederim dedi..Leylaya sordum hani bu yazımda bahsettiğim Gamze hemşireden aldın sanırım pili değil mi diye sordum..bana hayır elçin abla.utandım ondan gidip onu almaya.sanki yüzsüzlük etmiş gibi olurum diye düşündüm.o yüzden alamadım ondan dedi.Şok oldum.o saatte Ankara da olsam anında atlayıp gidip verecektim...
Perşembe günü sonuçları almaya giderken mutlaka gamze hemşireye uğramasını ve o pilin hazır olduğunu bir kez daha söyledim....
Umarım sonuçları içi çıkar...bu sevinci hep sürer kuzucuğumun
*****bu arada hala hastane için mailler gelmeye ve yardımlar yollanmaya devam ediyor.herkese yürekten teşekkürler...hep beraber bunu başardık
Ben artık biraz daha dinlenmeye gidiyorum .Eğer bu domuzcuksa benim bittiğimin resmi olacak :(

08 Aralık 2009 Salı

YORUMSUZ...


TERÖRİSTBAŞI 17 CM2 ODASI KÜÇÜLDÜ DİYE 1 HAFTADIR ORTALIK KAN GÖLÜNE DÖNDÜ.
BU ÇOCUKLAR 2 M.LİK MEZARLARDA YATACAK
***Kaynak için

HASTA HALİMLE BLOĞ BULUŞMASI



Sol tarafta oturan Nefisss ablamm ... Sağ tarafta oturan fındık kurdum Ceydamm






Dün sabahın 5'inde başlayan hasta halim epey canımı sıkmıştı.Uzun zamandır bana gelmek isteyen ama bir türlü yoğunluktan ortak bir gün ayarlayamadığmız 2 bloğcu arkadaşım bendeydi.Nefis Şeyler-Nefise abla ve Ceyda'nın Bahçesi-Ceyda...Her ikisiylede onlar sağlık anlamında zor bir süreçten geçerken başladı arkadaşlığımız...İlk mailler ardından telefonlar derken birbirimizin zor zamanlarında elimizden geldiğince destek olduğumuz yakın bir arkadaşlığa dönüştü.Daha önce Nefise abla ile ilgili bu yazımı yazmıştım...

Elimden geldiğince iyi ağırlamaya çalıştım ama tam istediğim gibi olmadı hastalıktan dolayı...
Nefise ablam gecenin 3'ünde bana ve Ceydaya tepsi yapmış oğlunun proje ödevi ile birlikte ...Birde üzerine uzun zamandır onda gördüğüm ve bana da kutu yapması için taciz ettiğim kumaştan şık bir kutu yapmış.Ceydam da yapmış olduğu sabunlardan hazılamış ama gelirken ondan istediğimiz bir şey için uğradığı mağazada unutmuş.kusura bakma kuzummm benim yüzümden oldu :)


İlaç gibi geldi bana...Geçmiş,yaşanmışlıklar,benim bile bile lades dediğim ama sonucu canımı çok acıtan tecrübeler,fazla fedakar olmak,ilişkiler,bol kahkaha,kahve falları...Dolu dolu geçen günün özeti
İnsanın hayatında her zaman özel olarak var olacağını bildiği,zor anlarında her zaman desteklerini esirgemeyeceğini bildiğin insanların olması her zaman güç veriyor kişiye...Keşke herkes söyledikleri ve davranışları arasında tutarlı olabilse !

Ve günü kahve eşliğinde güneşin batışını izleyerek bitirdik...

07 Aralık 2009 Pazartesi

SONUNDA OLDUM :(

Bu sabah itibariyle gözümü açtığımda nezle olduğumu anladım.Bu kadar dikkatli davran,kalabalık ortamlara girme,ellerini devamlı yıka ve bu dönem diğer rahatsızlıklarım yüzünden asla hasta olmamam gereken bir dönemde nezle olmayı başardım !
Kendimi tebrik ediyorum !
Domuzcukla ilgili olduğunu sanmıyorum çünkü ateş yok.çok az halsizlik var.Hem de bugün bloğcu 2 arkadaş bana gelecekken hasta oldum :(
Hey yumurtaya can veren allahım...Yaratıyorsun bari takip et kullarını

04 Aralık 2009 Cuma

HASTALIKTA SAĞLIKTA...




Şu hercai hayata bir kere geldik
Yedik içtik doyduk kalktık hesabı birlikte verdik
Sinsi hayat ihtirası bana hiç uğramadı
Dünya malı zenginin olsun sen benim kadınım

Seni hastalığımda sağlığımda da yanımda görmeliyim
Güneşin doğduğunu da battığını da senle izlemeliyim
Yanabilir saltanatlar olsun yeniden yaparız
Bizde bu sevda sürdükçe ölsek de yanyanayız
Mustafa Ceceli


İyi hafta sonları hepinize...Umarım güzel haberler alırım bugün doktorumdan ...Buna inanmak istiyorum

01 Aralık 2009 Salı

2010 YILBAŞI KURABİYELERİ







2010 yeni yıl için hazırladığım kurabiyeler



20 Kasım 2009 Cuma

BEBEK KURABİYELERİ








Konya'ya giden erkek bebek kurabiyeleri



16 Kasım 2009 Pazartesi

AŞK TANRISI

Aşk tanrısına sordum: "ne oldu kulum ?" dedi. "sevdiğimi geri ver" dedim
"aptal ben bile dulum" dedi.”

5 YAŞ MANTIĞI :)

"Ben sana küstüm!" dedi, "Neden?" dedim, "İşte!" dedi. "Ama olmaz böyle, mantıklı bir şeyler söylemen lazım." dedim, "Buldum! Ben daha 5 yaşındayım, sen benden hep mantıklı şeyler bekliyorsun, bunun için küstüm." dedi, çok mantıklı geldi. Sustum.

****İtiraf.com dan alıntı

14 Kasım 2009 Cumartesi

BİR BEBEK...

Kocamın kanser olduğunu öğrendikten 1 hafta sonra hamile olduğumu öğrendim. "Bir bebeğimiz olacak!" dediğimde gözlerinde gördüğüm mutluluğu asla unutamam. Ama o mutluluğun bir anda hüzüne dönüşmesi ve "Doğuracaksın değil mi?" demesi kahretti beni. Sabaha kadar ağladım kollarında, "Gitme!" diye yalvardım. Onu ne kadar üzdüğümü biliyorum ama elimde değil, onun yokluğunu düşünmek tarifsiz bir acı veriyor bana.
****İtiraf.com dan alıntı

13 Kasım 2009 Cuma

KALBİN ÖMÜRLÜK BENDE EMANET

Sen benim içimdeki büyük yangınların adı
Ben senin gecendeki mavi ya da günündeki sarı
Sen benim şehrimdeki bütün sokakların adı
Ben senin yüzündeki çizgi ya da dünündeki anı
Hadi kalk gel bul bir bahane

Birazcık heves biraz cesaret
İlk günkü gibi duruyor hala kalbin ömürlük bende emanet
Hadi kalk gel bul bir bahane
Birazcık heves biraz cesaret
İlk günkü gibi duruyor hala kalbin ömürlük bende emanet

12 Kasım 2009 Perşembe

ANNE KONTROLÜ :)

Bir seminer için Antalya'ya davet edildim ve hazır bu yıl tatil de yapmadığımdan, ailemi de yanımda götürdüm. Toplantı salonunun en tenha yerine annemi oturttum, adımın anons edilmesiyle beraber de kendimden emin bir tavırla kürsüye doğru ilerledim. Salona doğru yüzümü dönüp ilk cümlem için derin bir nefes çektiğim anda, annem yanımda bitiverdi. Yakamı düzeltti, sanki yakama saçımdan kepek dökülmüş gibi şöyle güzel bir silkeledi, elleriyle kaşlarımı yukarı doğru kaldırdı, saçımdaki bukleleri kabartır türden sakil bir hareket yaptı, arkamı döndürüp garip(!) bir şey var mı diyerek şöyle bir baktı ve "Hadi çocuğum sorun yok, sen başla." dedi. Kısa bir sessizliğin arkasından salondan kıkırdama sesleri yükseldi.
****İTİRAF.COM dan.29 yaşında bir kadın yazmış.Anne her yerde her yaşta anne...

10 Kasım 2009 Salı

SEN VARSIN...

Babam geçtiğimiz ay kalp krizi geçirdi. Haliyle şu sıralar biraz üzerine titriyoruz. Geçen gün annem, babamla ilgilenirken "Hayatım kalbinde bir şey var mı?" diye sordu. Babam da anneme "Sen varsın canım." diye cevap verdi. Annemin o anki mutluluğu gözlerimin önünden gitmiyor. Ah baba ah, her şeyi öğrettin de bir kendin gibi laf cambazı olmayı öğretmedin bana!
***itiraf.com dan

09 Kasım 2009 Pazartesi

KUĞU KURABİYELER VE DOKTOR ZAMANI


Hafta sonu gelen sipariş üzerine kuğu desenli 20 adet hazırladığım kurabiyeler.Şu an sahibinin eline ulaşmış ve telefondaki mutluluğu duyulmaya değerdi :)
Sizi kurabiyelerle baş başa bırakırken uzun zamandır ertelediğim doktor kontrolüme doğru yola çıkıyorum...Umarım güzel haberler alırım

06 Kasım 2009 Cuma

ÇİÇEKLİ SAKSI PASTA :)







Geçen gün Derya Baykal ın proğramını izlerken bir pasta gördüm ve dikkatimi çekti sunumu .Ve hemen denemek istedim.
*** Hazır pasta tabanı veya kendinizin yaptığı sade veya kakaolu bir keki saksı şeklinde kullanacağınız kasenin yuvarlaklığı kadar kesip içine yerleştiriyorsunuz.
***Ben kahve tadını pastalarda çok sevdiğim için isteğe bağlı sıcak su ve kahve karışımı ile ıslatabilirsiniz.
***Tam ortasına pipet yerleştirip kasenin boyu hizasında kesiyoruz.
***İsterseniz dondurma isterseniz içine puding koyabilirsiniz.Ben Dr Oetker ın Creme Ole nin Cappuccino aromalısını kullandım.Ama dondurma koyduğunuzda erime olayından dolayı hızlı olmak durumundasınız.
***Sonra kakaolu bir bisküviyi parçalıyorsunuz .Ve pudingin üzerine döküyorsunuz.
***Ve pipetin içine bir çiçek yerleştirip afiyetle yiyorsunuz :)


05 Kasım 2009 Perşembe

SEDACA KURABİYELER :)




Fenerbahçe aşkı , pembe panjurlu ev aşkı , gelin olma aşkı ve sevgiliye duyulan aşk ....Sedayı anlatan aşklar :)
Çok zarif güzel yürekli bir bayana Sedaca'ya giden aşk dolu kurabiyeler


04 Kasım 2009 Çarşamba

ÇİÇEKLİ CUPCAKE


Dün gelen sipariş üzerine sade bir süsleme ile yapılan ve yola çıkan çikolatalı cupcakeler

03 Kasım 2009 Salı

ÇAYIN YANINA NE DERSİNİZ :)

Bu hafta uzun zamandır yapmadığım kadar yemek ve pasta yaptım.Büyük bir keyifle...
Hediye gelen yeni silikon kalıpla denediğim peynirli kek harikaydı.4 adet küçük kek şeklinde kalıp.Kendim yaptığım için demiyorum elbet :) tadı hafif ve lezzetliydi.Ve çayın yanına tarçınlı kurabiye ve peynirli keke ne dersiniz :)
Yakında bu bloğun tarzının değişmesi yakındır.Uyarmadı demeyin :)