Üç sene önce sıkıntılı bir zamanda yazılan yorum ve maille başlayan ...geçen 3 senede iyi,kötü,güzel ,sıkıntılı,umut dolu hayata dair ne varsa yaşanılan olaylarda hep destek olunan bir arkadaşlık Ceyda ile olan .Umutsuzluğa düşüldüğü zaman ^^ Bak gör bir sene sonra seninle bambaşka şeyleri konuşacağız ^^ cümlesine yürekten inanmak istemek.Ve şükürler olsun edilen duaların kabul olduğunu hem o minik prensese hem Ceydaya bakarken görüp gözlerin nemlenmesine engel olamamak.Hep bir sözüm vardı ona hayırlısı ile olsun yavrun kurabiyelerini keyifle yapacağım diye .Ve dünyalar tatlısı Selin için yaptığım bebek kurabiyeleri.Allah sağlıklı ,anneli babalı büyümeyi nasip etsin.
2 Nisan 2012 Pazartesi
26 Mart 2012 Pazartesi
TOMBİĞİN YENİ MACERASI
Hani geçen sene benim tombikten bahsetmiştim
Annem yeni bir olayını anlattı.Gülmekten ve şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırdım.
Bizimki kabız olmuş ve acıyacak diye korkusundan tuvalete gitmiyormuş.Bir gün anneannesi (teyzem) bir bakmış bizimki pantolununa yapmış aniden.Tabi teyzem şaşırmış ve ona ^^Yağızcım niye yaptın yavrum.Bak o kadar tuvalete gidelim diyorum gitmek istemedin.Ama oldu mu şimdi ^^ demiş.Tombalaktan gelen cevap aynen şu :
***Anneanne ben yapmadım popom yaptı.Şöyledim şöyyledimm yapma dedim ama dinlemedi popom beni.Popom yaptı anneanneee
Lütfen ısrar etmeyiniz poposu yaptı bizimkinin asla kusuru yok :)
*******************************************
Annesi kendi yatağının nevresimlerini değiştiriyormuş.Kendi yastığının kılıfını geçirmiş.Bizimki hemen atlamış :
***Anne ,babamın yastığının tişörtünü niye takmadın :)
Bu nasıl bir mantık çözemedik :)
*************************************************
Geçen hafta abisi geniz eti ameliyatı oldu.Ona ne olacağını anlatırken annesi olayı biraz daha sevimli hale getirmek için ameliyattan sonra bir tane dondurma yiyeceğini söylüyor.Babası da kontrol amaçlı doktora götürüyor ve abisi dönüşte annesine ^^ Anne doktor dedi bir tane değil bir kaç tane dondurma yiyebilirmişim bennn ^^ demiş .O yaşta neyin pazarlığı :) Tabi konu yiyecek maddesi olunca bizim küçük kardeş tombalak ortaya atılmış ve bende ameliyat olucam bende dondurma yiycemmm diye trip atmış annesine .Alem çocuk dondurma için ameliyat olmaya razı.
*****************************************************
Anne ve kuzu tombalak geometrik şekillere bakıyorlarmış .Anne hepsini söylemiş sonra buna sormuş bu nedir diye .Bizimkinden gelen cevap ^^ Üçdörtgen ! ^^ Hala ailecek düşünmekteyiz bu nasıl bir cevaptır ve tek tesellimiz allahtan matematik öğretmeni değil çünkü o öğrencilerin halini düşünmek bile istemiyorum :)
*************************************************
Geçen hafta abisi geniz eti ameliyatı oldu.Ona ne olacağını anlatırken annesi olayı biraz daha sevimli hale getirmek için ameliyattan sonra bir tane dondurma yiyeceğini söylüyor.Babası da kontrol amaçlı doktora götürüyor ve abisi dönüşte annesine ^^ Anne doktor dedi bir tane değil bir kaç tane dondurma yiyebilirmişim bennn ^^ demiş .O yaşta neyin pazarlığı :) Tabi konu yiyecek maddesi olunca bizim küçük kardeş tombalak ortaya atılmış ve bende ameliyat olucam bende dondurma yiycemmm diye trip atmış annesine .Alem çocuk dondurma için ameliyat olmaya razı.
*****************************************************
Anne ve kuzu tombalak geometrik şekillere bakıyorlarmış .Anne hepsini söylemiş sonra buna sormuş bu nedir diye .Bizimkinden gelen cevap ^^ Üçdörtgen ! ^^ Hala ailecek düşünmekteyiz bu nasıl bir cevaptır ve tek tesellimiz allahtan matematik öğretmeni değil çünkü o öğrencilerin halini düşünmek bile istemiyorum :)
19 Mart 2012 Pazartesi
ANNEMDEN İNCİLER - O KIZLAR NE OLDU ELÇİN ?
Allerjiye bağlı geçenlerde küçük bir sıkıntı yaşadım .Annemde sağolsun hemen geldi.Bir akşam başımda büyük bir ağrı , allerji ilacının verdiği mayışmışlıkla uzandığım yerde tv a bakıyordum .Annemde o sırada elinde bir şey yapıyordu.Ortalık sessiz sakin huzurlu tv da haberlere bakıyorduk.Ama ben öyle sanıyormuşum çünkü annemin kurduğu cümleyle aslında kafasında neler geçtiğini anlamış oldum.
***Elçin ?
***Efendim anne
***Hani Monaco Prensesi vardı .Rahmetlinin birde kızları vardı Neydi neydi adları .Tamam Grace Kelly nin kızları neydi adları ?
*** !!?? !!! Nasıl yani ?? ( Ben şok .tv izlerken ne alaka nerden aklına geldi anlamadım)
***Tamam hatırladım. Caroline ve Stephania .Onlardan haberin var mı ne yapıyorlar ?
*** !!!??? Anne ne yapacaksın yarın öğlen çaya mı çağıracaksın ?
***Halla hallaaa ne var canım aklıma geldi ne yapıyorlar nerdeler diye .Ne var bunda canım
***Peki anne :)
Ben daha bunun şokunu atlatamadan aradan 2 dk geçtikten sonra annem 2. bombayı patlattı
***Ahh o Elizabeth var ya o Elizabeth .Herkesi toprağa koydu kimse kalmadı ama o hala ayakta.
***Anne Elizabeth kim ya ?
***İngiltere Kraliçesi var ya kızım o .Herkesi toprağa koydu ama o hala ayakta
Artık bu noktadan sonra yorum yapmamın faydasız olacağı kararına varıp evet annem haklısın dedim ve şoklarda tv izlemeye devam ettim :)
Annemle maceralarımız malum.Bu yazıda da yazmıştım
Annemle maceralarımız malum.Bu yazıda da yazmıştım
Sen çok yaşa annem .O halimde bile beni gülme krizine soktun.Artık Türkiye bitti uluslararası düşünüyor büyük yürekli vicdan sahibi annem :)
Bir kez daha sana binlerce teşekkürler annem.12 gün boyunca bütün emeklerin , güleryüzün , o güzel anne yemeklerin , bir kadının çocuk doğurmasının onu anne yapmadığını ,anne kelimesinin ne demek olduğunu, bu kelimeyi fazlası ile hak eden bir anne olduğunu gösterdiğin ve hesapsız kitapsız en ufacık bir oyun düşünmeden o büyük yüreğinden ne geçiyorsa içinden geldiği gibi yaparak evladına bir kez daha elçin anne budur.etrafımda gördüğüm bazı annelerin bu sıfatı hiç hak etmediklerini bir kez daha gördüm dedirttiğin için binlerce teşekkürler .
Annemle yeni bir maceramızda buluşmak üzere esen kalın :)
Bir kez daha sana binlerce teşekkürler annem.12 gün boyunca bütün emeklerin , güleryüzün , o güzel anne yemeklerin , bir kadının çocuk doğurmasının onu anne yapmadığını ,anne kelimesinin ne demek olduğunu, bu kelimeyi fazlası ile hak eden bir anne olduğunu gösterdiğin ve hesapsız kitapsız en ufacık bir oyun düşünmeden o büyük yüreğinden ne geçiyorsa içinden geldiği gibi yaparak evladına bir kez daha elçin anne budur.etrafımda gördüğüm bazı annelerin bu sıfatı hiç hak etmediklerini bir kez daha gördüm dedirttiğin için binlerce teşekkürler .
Annemle yeni bir maceramızda buluşmak üzere esen kalın :)
12 Mart 2012 Pazartesi
ACIYAN YERLER...
***ALINTIDIR
*****************************************************
Acıyan yerlerini öpecek biri varsa hayatında,
önemli olmaz düştüğün yerler,
atıldığın kuyular, aldığın yaralar, yalan çıkan bildiğin tüm doğrular...
İşittiğin tüm kötü sözlerin yeri bile çabuk iyileşir o zaman...
Nasihat etmeden, küçümsemeden dinleyen,
anlatırken bile geçecekmiş gibi gelen,
bakışlarıyla içini ısıtan,
seni olduğun gibi kabul eden, değiştirmeye çalışmayan,
istediği kalıplara uymasan da seni sevmekten vazgeçmeyen biri varsa eğer
Korkma incinmekten!
Bırak sıyrıklar olsun dizlerinde!
ÖPER VE GEÇER
"Artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş. Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış.."
İclal Aydın
5 Mart 2012 Pazartesi
ÇOCUKLU HAYATA HAZIRLIK :)
***ALINTIDIR
1-)Köşe başındaki süpermarkete gidin. Hiç bir şey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı kasiyere verin. Daha sonrada yandaki eczaneye gidin kredi kartınız ile ilaçlar alın.
2-) Akşam saat 17:00 ile 22:00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg. Ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde yürüyün. Saat 22:00'de ağırlığı yatağa bırakın, saati 24:00'e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24:00'de kalkın 4 kg. ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01:00'e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını da 03:00'e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın ve bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Saat 02:45'de koltukta kendinizden geçin. 03:00'te çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uyku sersemliği ile yatağa yönelin ve ağırlığı elinize alın. Saat 04:00'e kadar karanlıkta elinizde ağırlık varken dolanın ve bu arada yüksek sesle de şarkılar söyleyin. Kendi kendinize konuşun. Saati 05:00'e kurun ve kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku miktarınız 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güleryüzlü olun ve bu dediklerimi 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
3-) Eve bir ahtapot getirin... Ve 5 yıl boyunca onu her sabah düzenli bir şekilde giydirmeğe çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarda kalmıyacak şekilde, en kısa zamanda sokmanın provasını yapın. (Bu prova sonunda çocuğunuzu her sabah minimum hasarla giydirmeyi öğreneceksiniz.)
4-) Bir kavun satın alın. Kavunun bir bölümüne küçük bir delik açın. Sonra kavunu uzunca bir iple duvardan aşşağıya sallandırın. Ve kavunu iki yana sallayın. Kavun sağdan sola durmadan sallanırken, bir kaşık sıcak suyu alın. Durmadan sağdan sola sallanan kavunun üstünde daha önce açmış olduğunuz deliğe, bir tek damla yere dökmeden sokmağa çalışın. (Bunu başardığınızda o mini minnacık, sevimli mi sevimli yavrunuza en az hasarla yemek yedirmeyi öğrenmiş olacaksınız.)
5-) Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kere daha tekrarlıyarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin.
6-) Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve dönün. Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. Çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara izmaritini, cikleti, kirli kağıt ve mendili ve ölü karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden yeter artık senden çektiğim diye avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. ( Bu provayı yaptığınız zaman da küçük çocuğunuzla yürüyüşe çıkmaya hazır hale geleceksiniz.)
7-) Süpermarkete gidin ve yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın. Süpermarkete girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonrada keçinin içerde kırdığı, tahrip ettiği herşeyin parasını sorgusuz sualsiz ödeyin. (Evet, bununla da çocuk ile birlikte alışverişe hazır duruma gelmiş bulunuyorsunuz.)
8-) Evdeki koltukların üzerine tereyağı sürün. Perdelere reçel bulaştırın. Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın. Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerine figürler yaratın. (Evet, artık ev de çocuk için provalı hale geldi.)
Tamam mı ? Tamamsa, bütün bunları yaptıysanız, artık çocuklu yaşama hazırsınız demektir :)
27 Şubat 2012 Pazartesi
BENDE BİRDE BU OLMASA AYIP OLURDU ZATEN.HATIRI KALMADI !
Yılbaşından 1 gün sonra Pazartesi halsizlikle uyanma öğleden sonra başlayan ateş ile devam eden daha gelişinden bunun beni çok sarsacağı belli olan bir grip yaşadım.Kendi kendime nazar değdirme konusunu her zaman tek geçmişimdir .Yılbaşından 2-3 gün önce ne güzel 2 yıldır grip olmuyorum dedim .Ve dememle benim grip olmam arasında geçen süre 2 gün .Evrene hani güya negatif enerji yollamayın diyorlardı.E işte gayet güzel ne iyi grip olmadım dedikten sonra daha ne diye bunun tersi olur ey yumurtaya can veren allahım.
İlk kendi KBB doktorumu aradım Çarşambaya kadar dolu .Evde her hastalık için ilaç varken yahu bir adet allah rızası için numunelik bir antibiyotik veya ateş düşürücü olmaz mı ya.Ama yok .Gözümü açamaz halde Çarşambayı zor ederek dr uma gittim .Teşhis belli ama allerjik astım olduğu için ağır geçiyordu bu grip bende .Birde tabi öksürük olunca ilaçları kullandıktan 4 gün sonra bile eğer hala öksürük geçmezse Göğüs hastalıkları uzmanı görsün dedi .Öksürük geçmedi .Ve tam o dönem İstanbul da ciddi fırtına vardı ve hiç unutmuyorum deli gibi yağmurlu bir cumartesi ben bana yakın olduğu için yine KBB doktorumunda aynı yerde olduğu sahilde olan bir hastaneye gittim .Hani hepsi bir arada olsun bu halde daha fazla perişan olmayayım diye .Güya !
Göğüs hastalıkları dr unun odasından daha içeri girdiğim an bu iş olmayacak dedim .Güya göğüs hastalıkları ama odada ağır bir koku havasız bir ortam ,dağınık ve ışıkların yarısı kapalı bir oda.İçeri girdiğim zaman rica etsem öncelikle camı biraz açar mısınız nefes almak çok zor dedim. Ve dakika 1 gol 1 bana dediği ilk cümle ^^ Evettt CANIMMM nedir sorunun ^^ . Özel hastane ,güya doçent ve daha ilk kez gördüğü hastaya canım diyor ! Neyse elçin takma içimden dedim .Anlatmaya başladım ama daha ben cümlemi bitirmeden o da benimle aynı anda konuşmaya başlıyor.Hastasını tam dinlemeden kendi kafasında olanları söyleme çabasında.Baktım olacak gibi değil daha çok sinirlenicem diyeceklerimi hemen söyleyip bir an önce çıkmak istedim.Neyse baktı muayne etti ve daha önce kullandığım bir sprey ve antibiyotik ,öksürük kesici ve ayrıca ateşim olmadığını söylememe rağmen ateş düşürücü ağrı kesici bir hap verdi .Öksürük kesilmezse 4 gün içinde beni arayın dedi.Eczaneye gidip aldığım zaman ilaçlara bir baktım ateş düşürücü ağrı kesici günde 4 kere demiş ! Hemen eczacıya sordum bir yanlışlık mı var acaba yazdığınızda dedim baktı reçeteye doğru .Bu sefer o da şaşırdı ateş yoksa bu kadar almanıza gerek yok ki dedi.Zaten benimde almaya hiç niyetim yoktu .
Öksürük öyle böyle bir öksürük değildi .Yazık annem ne zaman arasa kendimi kontrol edemediğim ve toplam 5 saniye bile öksürmeden konuşamadan duramadığım için sürekli kulağında aniden patlayan bir ses dinlemek zorunda kaldı .Tam 1 ay 1 hafta süren artık ciğerlerimi hissetmediğim ve sesimi ciddi değiştiren bir öksürüktü .
İlaçlar etki etmedi tam tersine sesimi kısıp boğazda kuruluk yapınca hemen aradım gelin göreyim tekrar dedi .Gittim bu sefer gene değiştirdi ilaçları klasik cümle kesilmezse göreyim sözünü ekleyerek ! Bu arada baktım bu sefer cam açık oda biraz nefes alınacak durumda !
Tabi gene kesilmedi .Ama artık bende öksürmekten bittim tam 10 kilo verdim 1 ayda .Çünkü ne yesem özellikle çiğ sebzeler ciddi öksürük ataklarına neden oluyordu .Bende korkumdan bari bir 10 dk öksürmeden kalayım diye yemekten korkar hale geldim .Aradım telefonda kesilmedi dedim gene gelin diyince bende ipler koptu ^^ ..... hanım bakın size 2 kere geldim ve ilaçları değiştirmekten başka hiç birşey yapmıyorsunuz .Size gelmem neyi değiştirecek söyler misiniz bana lütfen .Demekki bir yerde bir sorun var demektir ^^ dedim .Baktım bu gene kendi dünyasında bu böyle olmayacak dedim ve başka bir dr araştırdım .
Hani bazı insanlar vardır gördüğünüz anda daha ilk 2-3 saniyede işte budur dediğiniz .Size her anlamda güven veren ilgisi,bilgisi, duruşu konuşmaları ile işinin erbabı olduğunu size her anlamda hissettiren kişilerdir bunlar .Odasına girdiğim andan çıkana kadar farkını koyan bir dr .Dr Ayşe Fidan Baturalp ...Bunu şimdiye kadar sadece bir Prof.Dr Aksel Siva da hissettim birde Dr Ayşe Fidan Baturalp de .
Bu arada ilk gittiğim dr sinüs filmi çektirmiş ve sinüslerin boş demişti .Ayşe hanım filme baktı ve boş değil ki hafif sinüsler dolu ve geriye doğru ciddi akıntı var genizde dedi .İyice ilk dr a sinir oldum bu sefer .
Ve tüm güleryüzü ile şimdiye kadar sorulmayan tüm soruları sordu ve daha en başında yapılması gereken ama yapılmayan bir çok tahlil istedi .Astım ve allerji ile ilgili testler .Ve en acısı astımlı hastalara verilmemesi gereken 2 tane ilacın verildiğini söylemesi oldu .Kendisi ayrıca Fransa da hoca ve Türkiye deki dr ların yeni bir ilaç çıktığı zaman hemen bunu hastaya vermelerini asla anlayamadığını ve yüzlerce astım ilaçları olmasına rağmen bunları bile her hastaya verilemeyeceğini ve buna neden burda dikkat edilmediğine şaşırdığını söyledi .Haklı hoca !
Daha belirtileri söylediğim zaman hemen Boğaz Reflüsü görünüyor sıkıntınız dedi.İlk kez duyduğum bir hastalıktı .Ben özellikle domates çiğ sebze yoğurt ayran yediğim an ciddi ataklar başlıyordu öksürük anlamında.Sonradan araştırdığımda meğerse astım ile sıkı bir ilişkisi varmış bu durumun ve bir çok kişide bu olmasına rağmen bilmediği için daha bir çok hastalığa neden oluyormuş .
Şükür son 1 haftadır artık öksürmeden konuşabiliyorum hiç olmazsa ve ilaçlar çok işe yaradı.Ayşe hocanın hakkını ödeyemem Fransa da olsa bile mail veya telefonla sürekli takip eden bir dr .
Peki nedir Boğaz Reflüsü ?
Bunun için şu yazı çok açıklayıcı olacaktır.
Anlayamadığım doktorların hepsinin aynı okulu okumasına rağmen bu kadar mı birbirinden farklı olurlar .Sonuçta bu sağlık ve artık bu bizim ülkede çocuk oyuncağı haline geldi
Anlayamadığım doktorların hepsinin aynı okulu okumasına rağmen bu kadar mı birbirinden farklı olurlar .Sonuçta bu sağlık ve artık bu bizim ülkede çocuk oyuncağı haline geldi
20 Şubat 2012 Pazartesi
40 YAŞ ERKEĞİ ...
***Geçen gün Can Dündar'ın aşağıdaki yazısını okuyunca yıllar önce yazdığım bu yazı ve kürkçü tilki olayını çok güzel ifade eden bu söz aklıma geldi.Ne acıdır ki etrafıma baktığımda zaman içinde değişen hiç bir şey yok.Hatta her 1 saat içinde ortalama 12 çiftin boşandığı bir ülkede bazı şeyleri oturtmadan görmeden hatta görse bile evlenince düzelir saçmalığına inandığı 3 maymunu oynamaya devam ettiği sürece bazı kişiler asla düzelmez bu durum. Birbirinin hayatına ilişik vaziyette yaşayan hesap kitap pazarlıkla yürütülen evlilikleri görünce ve ne acıdır ki onlara göre aslında bunun normal doğru olduğu evlilikleri görünce ben kendi adıma insanlığımdan utanıyorum.Gece yatağa yattığı zaman kendi kendine vicdanıyla kaldığından hiç düşünmez mi insan aslında birbirimizin hayatından çalıyoruz ! Bazen düşünüyorum ben mi çok gerilerde kaldım benim değerlerim mi artık eskidi sevgi şevkat en başta saygı verilen her kararın arkasında dik durulan sevgisine sahip çıkan... bunlar mı eskidi yada bazı sözlerin ağızdan çok kolay çıktığı ama iş uygulamaya geldiğinde sen bunu yaparsan ancak bende bunu yaparım denilen ucuz numaraların pazarlıksız adım atılmayan ilişkiler mi artık makbul ...Ve en acısı bunların hepsine sesini çıkarmayan kadın veya erkekler...Hep dediğim gibi bu hayatta herkes kendi kişiliğine yakışanı yaparmış !
40 YAŞ ERKEĞİ
Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor.
40 YAŞ ERKEĞİ
Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor.
Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından "Taşfırın"ına kadar böyle bu. Hele 40'ımızı geçmişsek...Hele cüzdanımızı şişirmişsek...Ve hele 40 yılı "boşa" geçirmişsek...
* * *
Sokağın çağrısını 40'larında işiten erkeğin "kaybolan yıllar" ağıtına, "televole" özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor.
Evet, "alem gezip eğleniyor". Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır "çıtırlar" fink atıyor. O ise pijaması içinde "evi bekliyor". Oysa -40'lıkların yaman teşhisiyle- "Hayat hızla geçiyor" ve "Böyle mi öleceğiz?" sorusu beyni deşiyor.
Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini... Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra'larla...Hâlâ beğeniliyor olmanın vehmi, hala yapabiliyor olmanın hazzına karışıyor. Tatmin edilen ego şiştikçe şişiyor. Nefis uyanınca göz, ne iş ne ev görüyor.
Bitap evliliklerin tozunu, sevgisiz ilişkiler alıyor. Her dişlenen "taze et", yenileri davet ediyor. Ev zulaları, günahların çetelesini tutuyor. İhanet kol geziyor.
* * *
Kim bilir kaç erkek, gömlekteki bir ruj izi, cepte unutulmuş bir mektup ya da ansızın gelen bir telefon mesajı yüzünden kan ter içinde hesap verdi, çocukça boyun eğdi, beceriksizce yalan söyledi, öfkeyle terk etti, terk edildi bugünlerde...
Kaçı, pişman gözler, yalvaran sözlerle geri döndü eşine, döndürdü eşini...
Kaçı, ertesi gün unuttu, "ebediyen" verdiği sözleri...
Kaçı, haber verenleri suçladı, yakalandığında...
Kaçı, yakalanana "enayi" dedi, haberi duyduğunda...
Ve kaç "kutsal kadın", aile denilen kumdan kalenin sınır boylarını bekledi, kızarak, ağlayarak, utanarak, yine de diş bilediği kale reisini savunarak; ...ve göz yumarak... bazen sevgiden, çoğu kez çaresizlikten... aynı saatlerde erkek, bir kahvede, becerdiklerini anlatırken...
* * *
Yanlış anlaşılmasın
Garipsediğim, 40 yaş erkeğinin kadını sevmesi değil; sevmemesi.... Ve şaşırtıcı olan, ihanet etmesi değil; ihanet ettiği hayatı aynen sürdürmesi... Yaşadığının bedelini ödemeye cesaret edememesi... Harcına yalan kattığı kaleyi terk edememesi... "Ben de karımın kaçamağını, ondan beklediğim tevekkülle karşılayabilirim" diyememesi...
Hep kendine yontarak diktiği ikiyüzlü bir ahlak totemine her daim secde etmesi... Ne ihanet ettiği, ne ihaneti paylaştığı kadına karşı dürüst olabilmesi... 40'ında hala para karşılığı çiftleşmeyi, geceden kalma pudra izini banyoda gizlice çitilemeyi, cep telefonunu her an patlayabilecek bir el bombası gibi gizlemeyi kendine yedirebilmesi...
* * *
Kabul edelim:
Evlilik bitti!
Çağ yorgunu aile, ancak başka kadınların (ya da erkeklerin) kolunda yürüyebiliyor. Yalan, bir mecburiyetler rejimi sayılan evliliğin temellerini oyuyor. Ve herkes her şeyi bilerek, gönülsüzce boyun eğerek bu oyunu oynuyor.
Çare, eşlerin birbirinin hayatını yaşamaktan vazgeçip her hayatı, sahibinin nefsine, iradesine, vicdanına, insafına terk etmesidir.
Sevgi varsa, aile ilelebet sürecektir.
Yoksa, böyle sürdürmek rezilliktir.
Yalansız yaşamayı özlemediniz mi?
CAN DÜNDAR
13 Şubat 2012 Pazartesi
GAMZE O SEYAHATE GİTMEYECEK ...
Aslında bugün 1 aydır geçmeyen inatçı öksürüğümden , meğerse uygulanan yanlış tedaviden ve bir çok kişide belirtileri olan ama bilmediği konulan teşhisten bahsedecektim .Ama geçen hafta okuduğum bir yazıdan sonra kafamdaki her şey değişti .
2 sene önce sizlerle beraber İzmir ve Ankara da onkoloji servislerinde yatan yavrularımız için mucizeler yaratırken bloğ dünyasının ne kadar güçlü olduğunu kendim bizzat yaşarak gözlerim dolarak gördüm.Bazen karşılaştığım bazı kişilerin hırslarını , kinlerini ,sinirlerini ,dert ettiği şeyleri görünce hep şunu diyorum . Size en yakın onkoloji servisene gidin ve çocukların yattığı bölümde sadece bir 5 dk dolaşın .Çok değil sadece bir 5 dk ! o kadar dik ve güçlü bir duruşları var ki o yavruların siz kaç yaşında olursanız olun dert ettiğiniz her şey için utanıyorsunuz .Ve kişinin hayatta olmadık yollara saptığını hissettiği an ruhunu terbiye etmenin en güzel yöntemlerinden biridir bana göre bu yavruları ziyaret .
Bu hastalık öyle bir şey ki ancak kendi veya yakınları bunu yaşadığında anlıyor ne demek olduğunu insan !
Gamze...dünyalar tatlısı 3 yaşındaki Atakan nın annesi .Geçen hafta okuduğum bu yazısından sonra sürekli kafamda o var ne yapabilirim diye .Sosyal paylaşım sitelerinde büyük bir kampanya başlatıldı .
O kadar büyük mücadeleci bir yüreği var ki bu seyahatten geri döneceğine yürekten inanıyorum .Onu sevenler , biricik evladı ve bugün Gamze için yazdığı yazıyı okuduğumda yine onun gibi bu mücadelede onun kadar yürekli güçlü eşi sayesinde seneye bu zamanlar vay be neleri atlattım derken minik kuzusu ile sarmaş dolaş olacak ...
Bazı kişiler duyarsızdır ve işin kolayına kaçıp ayyy ben mi kurtarıcam dünyayı , bir sürü hasta insan var hangi birine yardım etsin insan vb sözler edip kaçarlar ! gerçeklerle yüz yüze gelmek her yüreğin harcı değildir ve bu tarz sözler eden kişileri resmen öldürmek istiyorum bazen .Ne demek bir sürü kişi var ben mi kurtarıcam demek ya ! bu nasıl bir vicdandır .Ne malum belki senin yardımınla bazı şeylere umut olacaksın .Ne malum senin başına bu gelmeyecek ! Böyle kişilerin duyarsızlıkları yüzünden başları sıkıştığında etrafında kimselerin olmamasına şaşırmamaları gerekiyor.Sen elinden gelen yardımı yapmadan nerden biliyorsun ışık olmayacağını .Ki bunu yaşadım sizinle .İzmir de o yavrulara yardım ederken bu dünyada yaşadığına bile emin olmadığım biri o hasta yavruların durumunu, hastane ortamını abarttığımı söyleme hadsizliğini bile göstermişti.
Yapacak çok şey var Gamze için .Eşi bunu yazısında çok güzel anlatmış .
Gamze yavrusuna anlattığı bir masalla tekrar geri dönsün .
Dün gece haberlerde Gamze tedavi gördüğü hastanenin camında hastane bahçesinde ailesine ve kan vermek için gelenlere el sallarken gördüm.Çok kısa süre pencere açıldığında ağzından tek bir cümle çıktı ^^ Atakan a iyi bakın ...^^
Her gece hastaneden oğlunu arayıp telefonda ona masal anlatıyormuş.
Seneye bu zamanlar neleri atlattım derken yüzünde sağlığına sevdiklerine kavuşmanın mutluluğu ile kuzucuğu ile sarmaş dolaş olacağına inanıyorum .
Facebook da Seninleyiz Gamze gurubunda da neler yapılabilinir detayları ile var
Her gece hastaneden oğlunu arayıp telefonda ona masal anlatıyormuş.
Seneye bu zamanlar neleri atlattım derken yüzünde sağlığına sevdiklerine kavuşmanın mutluluğu ile kuzucuğu ile sarmaş dolaş olacağına inanıyorum .
Facebook da Seninleyiz Gamze gurubunda da neler yapılabilinir detayları ile var
Ve Gamze bu seyahate gitmesin ...
6 Şubat 2012 Pazartesi
KÜÇÜK ŞEYLER
●- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiç bir koz verme.
●- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
●- Kimseye yalvarma.
●- Asla dönüp arkana bakma.
●- Sır tutmasını bil.
●- Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.
●- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
●- Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
●- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
●- Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
●- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
●- Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
●- Kendini öven insanlardan kaç.
●- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
●- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
●- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
●- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
●- Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
●- Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
●- Kendini sev.
●- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
●- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
●- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
●- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
●- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
●- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme. !!
ÜSTÜN DÖKMEN - KÜÇÜK ŞEYLER
Bunların hangisini yapabiliyoruz ...
30 Ocak 2012 Pazartesi
SÖZ VERMEYECEKSİN !
***ALINTIDIR
Söz vermeyeceksin ...!!
Ardında duracak cesaretin yoksa...
Emeklemeyi öğrenmeden koşmaya çalışmayacaksın..
Ve ağlatmayacaksın... Güldürmeyi öğrenmeden...
Ardında bıraktıkların olacak, dönüp baktığında pişman olmayacaksın...
Pişman olacak adımlar atmayacaksın...
Ya uyanmayı bileceksin rüyadan, ya da yaşayacaksın doğru dürüst...
Kısacası ''ADAM GİBİ''yaşayacak, ''ADAM GİBİ ''yaşatacaksın hayatı...
*****************************************************
" Yaşım ilerledikçe , insanların ne dediklerine daha az dikkat eder oldum. Yalnızca ne yaptıklarını izliyorum "
Andrew Carnegie
*****************************************************
Bugün tam 29 gün oldu şiddeti eskiye nazaran azalan ama inatla devam eden öksürük ile yakınlığım ve artık onunla akrabalığımı ilan ettim.Verilen 1.5 ayda 10 kilo tek iyi taraf bu aralar ruhumda ...
23 Ocak 2012 Pazartesi
ANNE KİME BABA KİME DENİR :)
ALINTIDIR ...
* Aynı anda kendi çantasını, çocuğunun çantasını, çocuğunun oyuncak kutusunu, market torbasını, çocuğunun ayakkabısını ve hatta çocuğunu taşıyan; bir yandan da ev anahtarını bulmaya çalışan kişiye ANNE; bilgisayar çantasını karısına vererek sadece oğlunu kucaklayana da BABA denir.
* 5 dakikada duş alıp 10 dakika içinde hem kendisini hem de çocuğunu hazırlayana ANNE; o 15 dakika boyunca gömleğine uygun kazak aramakla uğraştıktan sonra kapının önünde çantasını toparlayan karısına 'daha hazırlanmadın mı?' diye sorana BABA denir.
* Uykusuzluktan süründüğü halde uyumamakta direnen çocuğuna söylenen kişiye ANNE; 'uykusu yok belli, olsa gider yatar zaten' diyene de BABA denir.
* 1 saatte üç çeşit yemek, üstüne de salata hazırlayıp bir yandan da çocuğunu yedirene ANNE; iki tane amerikan servis koyarak 'sofrayı hazırladım' diyene de BABA denir.
* Gecede beş kere kalktığı halde şikayet etmeye hakkı olmayana ANNE; 'dün gece uykum bölündü oğlanın ağlamalarından' diye şikayet edene de BABA denir.
*Çocuğu hastalandığında sabaha kadar başında bekleyene ANNE; işten evi arayarak karısına 'ilaçlarını verdin mi?' diye sorana BABA denir.
* Pazar sabahı havanın güzel olduğunu görüp çocuklarını parka götürmeyi planlayana ANNE; 'bu havada spor yapmalı, siz parka gidin ben koşacağım' diyerek kendini sokağa atana BABA denir.
*Tüm bunları açık açık yazana ANNE; 'hiç de değil, market torbalarını sana taşıtmıyorum' diyerek duruma son noktayı koyana da BABA denir.
.............veee
Bu diyalogların sonunda birbirine hala gülümseyenlere da AŞIK denir. :)
* 5 dakikada duş alıp 10 dakika içinde hem kendisini hem de çocuğunu hazırlayana ANNE; o 15 dakika boyunca gömleğine uygun kazak aramakla uğraştıktan sonra kapının önünde çantasını toparlayan karısına 'daha hazırlanmadın mı?' diye sorana BABA denir.
* Uykusuzluktan süründüğü halde uyumamakta direnen çocuğuna söylenen kişiye ANNE; 'uykusu yok belli, olsa gider yatar zaten' diyene de BABA denir.
* 1 saatte üç çeşit yemek, üstüne de salata hazırlayıp bir yandan da çocuğunu yedirene ANNE; iki tane amerikan servis koyarak 'sofrayı hazırladım' diyene de BABA denir.
* Gecede beş kere kalktığı halde şikayet etmeye hakkı olmayana ANNE; 'dün gece uykum bölündü oğlanın ağlamalarından' diye şikayet edene de BABA denir.
*Çocuğu hastalandığında sabaha kadar başında bekleyene ANNE; işten evi arayarak karısına 'ilaçlarını verdin mi?' diye sorana BABA denir.
* Pazar sabahı havanın güzel olduğunu görüp çocuklarını parka götürmeyi planlayana ANNE; 'bu havada spor yapmalı, siz parka gidin ben koşacağım' diyerek kendini sokağa atana BABA denir.
*Tüm bunları açık açık yazana ANNE; 'hiç de değil, market torbalarını sana taşıtmıyorum' diyerek duruma son noktayı koyana da BABA denir.
.............veee
Bu diyalogların sonunda birbirine hala gülümseyenlere da AŞIK denir. :)
*************************************************************
İTİRAF.COM DAN
^^Gece ateşlenen oğlumdan inciler: "Keşke kutup ayısı olsaydık. Üşütüp hastalanmazdık!^^
Bunu okuyucunca çok haklı dedim kuzucuk hala kesilmeyen öksürüğüm yüzünden.Kronik hale gelmesi yakındır.
16 Ocak 2012 Pazartesi
BABALAR VE BAVULLLARI
Öncelikle gelen yorumlar için teşekkür ederim.Ama hala öksürük kesilmedi.Göğüs hastalıkları uzmanına gittim ve normal biri grip olduğunda 1 haftada geçiyorsa bende astım olduğu için malesef bu süre 2-3 haftaya çıkıyormuş.Artık sesim bile farklı öksürmekten ve kendi sesime bile tahammülüm yok...
Bu arada bir kitaba başladım.Tuna Kiremitçi'nin son kitabı Hepimiz Birilerinin Eski Sevgilisiyiz .
Hayata,aşka,ilişkilere dair ve yüreğine değen ne varsa dile getirdiği bir kitap.Ve özellikle ^^ Oğlumun Bavulu ^^ başlıklı yazısı çok etkiledi .En başında şu cümlelerle başlamış .
^^Aslında her baba bir bavul bırakır oğluna.İçine yapamadıklarını , suya düşmüş hayallerini koyar.Bazen Orhan Pamuk'un babasınınki gibi^^küçük,siyah bir bavul ^^olur.Bazen de hayali bavullar kalır biz oğullara.
Babamızı ne zaman özlesek onu açarız...^^
Ne kadar doğru.
Hangimiz yapmıyoruz ki bunu .Bazen o bavulun içinde çoğunlukla acılar olsa bile .Her açışta kabuk bağlayan yaralarımız tekrar tekrar acımasına kanamasına rağmen açılan o bavullar ...
9 Ocak 2012 Pazartesi
ÖZET !
2012 ye her ne kadar sağlıklı girdiğimi düşünsemde meğerse durum böyle değilmiş ertesi gün anladım.Pazar günü hafif bir öksürükle başlayan Pazartesi akşam üstü artan bir ateşle alevlenen ve artık öksürmekten boğazımda bir kaç yerde yırtılmalarla devam eden berbat 1 hafta yaşadım.
1 haftanın özeti öksürük,ateş,terleme,antibiyotik,astım spreyi,burun spreyi,üşüme,ağrı kesiciler,paket paket selpaklar,öksürük,tavuk suyuna çorba,öksürük,şişmiş bademcikler ve bitmeyen öksürük.
Derlerdi ama ilk kez başıma gelince anladım hastayken insanın kafası bile fazlalık gelebiliyormuş kendisine.
Ama ne yaptıysam kendi kendime ettim ki bu daha öncede başıma geldiği için bile bile lades dedim.Geçen gün içimden ya ne güzel 2 yıldır grip olmadım dedim.Ve bunu dedikten 1 gün sonra öksürük başladı.Kendi kendime nazar etme konusunda her zaman kendimi tek geçerim zaten.
Doktoruma gittiğim zaman ciğerlerime indiğini söylediği zaman artık ne zamana kesilir öksürüğüm allah bilir diye düşündüm.Çünkü allerjik astım olduğu için bende öksürük ciddi zorluyor böyle durumlarda.
Ve birşey öğrendim doktorumdan grip veya nezle olduğumuz zaman burun çekmek yanlışmış.Burun akarken çektiğimiz zaman geriye doğru akıyor ve genizden akarak aşağı iniyor.Bu sefer ciğerlere dolduğu için balgamı sökmek için daha fazla öksürük refleksi oluşuyor ve bu durum bir kısır döngüye dönüşüyor.En güzeli aktığını hissettiğiniz zaman gidip yıkamak veya silmek ama olabildiğince hiç burnunuzu çekmemek gerekiyormuş.
Eczaneden ilaçlarımı almaya gittiğim zaman sahibi geçmiş olsun sizde mi gripsiniz dedi.Meğerse salgınmış kendiside aynı benim gibi yılbaşı günü öksürükle başlamış ertesi gün yüksek ateş bademciklerin şişmesi ve bir sonraki gün burun akıntısı ile devam etmiş.
Tabi birazda iyi yönden bakmak gerekiyor 1,5 ayda yaklaşık 10 kilo vermişim.Hastalıktan dolayı iyice azalınca yemek isteği verilen kilolar 10 kiloyu buldu.
Bu arada birde ateşli ateşli milleti düşünüyorum.Gece sürekli öksürdüğüm için benim yüzümden millete ses gidiyor onlarıda uyutmuyorumdur ayıp oluyor diye birde buna kafayı taktım.
Ama artık öksürmekten dolayı kasılan ne midemde ne ciğerlerimde ne boğazımda hal kalmadı ve bitsin istiyorum şu öksürük
2 Ocak 2012 Pazartesi
YILBAŞI KURABİYELERİ
Kendisi gibi zarif , çok güzel ve güleryüzlü kızına annesinin yılbaşı hediyesi olarak hazırladığım yılbaşı kurabiyeleri
26 Aralık 2011 Pazartesi
MUTLU YILLAR !
Sonunda en başından beri sevemediğim sene bitiyor ! Nedense ilk kez bu sene içimden çam ağacını çıkarıp süslemek gelmedi .Her sene büyük bir keyifle yaptığım bu iş bu sene zor geldi.
Ayrıca yorumlarınız için çok teşekkür ederim .Yeğenimin sonucu iyi çıktı ve sağlığı düzeliyor.
Umarım 2012 de hastalıklardan , ölümlerden ,depremlerden uzak günler yaşarız.
Aynı bu yukardaki tombik kuzucuk gibi sağlıklı , huzurlu ,hep güzel haberler alacağımız bir sene olsun.
Herkese şimdiden mutlu yıllar diliyorum !
19 Aralık 2011 Pazartesi
BEBEK KURABİYELERİ
Yeni doğan Duru bebek için hazırladığım kurabiyeler Antalya'ya gitti.Melek Duru'ya sağlıklı ,anneli,babalı bir ömür diliyorum
12 Aralık 2011 Pazartesi
BİR KEZ DAHA MUCİZE OLUR MU ?
Geçen zamanda sağlık anlamında sorunlar yaşadığım dönemlerde içimi buraya döktüğüm zaman birazcık olsun rahatlamış bloğcu arkadaşlarımın hem duaları hem destekleri ile o zor dönemleri atlatmıştım.
Güzel dilekler...dualar ...ruhuma bedenime iyi gelmişti.
Çocuklara hassasiyetimi beni tanıyanlar çok iyi biliyorlar .Ama özellikle ortanca teyzemin 2 oğlu ve büyük halamın oğlunun benim için yerleri çok ayrıdır .Eskiden büyükler elime doğdu.Hala benim gözümde çocuk derlerdi.Bana ilginç gelirdi ya adam koskocaman olmuş ne çocuğu derdim.Ne zaman ki yıllar geçti yaş ilerledi o zaman anladım bunun ne demek olduğunu .Hala bu 3 yakışıklı benim için 2-3 yaşlarında.
Sene ortasında teyzemin oğlu Çağrı'ım çok korkuttu.Geçmeyen bir baş ağrısı ile başlayan sonrasında en başta annesi olmak üzere herkesi üzen bir tanı dönemi sonrasında güzel sonuçlarla biten bir süreç yaşadık.
Şimdi güzel haberler almak için sıra üniversitede okuyan , 20 li yaşların daha ilk basamaklarında olan ve kaç yaşında olursa olsun benim gözümde hala 2-3 yaşında olan yeğenim için ...
3 gündür dua ediyorum .Bir mucize olsun...kötü çıkan tahlillere inat son yapılacak tahliller iyi çıksın...bu belirtiler sadece bir kaç ilaçla kısa sürede tedavi edilebilinecek bir hastalık olsun.Bu kadar hızla kilo vermesinin nedeni geçmeyen üşütmeden dolayı iştahsızlık olsun.
Yine İstanbul a geldiğinde Kızılkayalar a gidip onun o çok sevdiği ıslak hamburgerleri yerken bana ^^ Elçin abla ya bunlar nefisss.^^ desin .Bebekliğine ait bende olan bazı nü resimleri için ^^Elçin abla aman gözünü seveyim aileden başkalarının eline geçmesin bunlar yanarım ^^ dediği zaman o yüzümüzdeki gülümsemeler hep sürsün .Ona köfte yaptığım zaman ^^Elçin abla işte bu yaa^^ diye severek yediği yemeklerimiz hiç bitmesin .
Bir önceki yazımda yazdığım gibi artık bu sene bitsin istiyorum.Sevemedim...ki sonuna geldiğimiz bu ayda bile yapacağını yaptı.
Bir kez daha mucize olur mu ?
Güzel dilekler , dualar Taygun'um için olsun
***DİYE YAZMIŞTIM 2 GÜN ÖNCE AMA SALI GÜNÜ GÜZEL HABER GELDİ VE ŞÜKÜR SONUÇLAR GÜZEL ÇIKTI
***DİYE YAZMIŞTIM 2 GÜN ÖNCE AMA SALI GÜNÜ GÜZEL HABER GELDİ VE ŞÜKÜR SONUÇLAR GÜZEL ÇIKTI
5 Aralık 2011 Pazartesi
BİTSİN ARTIK !
Daha senenin başından belliydi zor bir sene olacağı...ki yanılmadım .Nedense çocukluğumdan beri tek sayıları sevemedim hiç.Nedeni yok ama hep sevimli gelmedi bana .2 , 4 ve 6 rakamını çok sevdim .Uğurlu geldiğine inandım .Somut bir örnek var mı ? yok .Ama olsun sevimli ,sıcak rakamlardı bana göre çocukluğumda..
Büyüdüm pek birşey değişmedi uğurlu gelmesi konusunda.Ama hep onlar benim için sıcak sevimli sayılardı.
Bir gün bana bir zuzu ^^ Elçin farkında mısın hayatında bazı önemli olaylar çift rakamlı senelerde olmuş ve pek uğurlu gelmemiş sana^^ dedi.Ki bu kişi benim çift rakamlara olan sıcaklığımı bilmiyordu .Dediğini düşündüm evet doğruydu .Hayatımdaki önemli dönüm noktalarım çift rakamlı yıllarda olmuş.Zor bazı karar vermelerim ciddi beni zorlayan senelerde hep tek rakamlı senelerde...
Ve bu senede öyle bir sene benim için .Yine de şükür tabi.Hep beterin beteri var derim .
Ama artık bitsin istiyorum bu sene.Hele son bir ayda yaşadıklarımı düşününce yılbaşında uyumak istiyorum.Hani saat 12 de ne yaparsanız o şekilde sürer seneniz hesabı ...
1 ay içinde hatta 3 hafta içinde yaşanılanlar verdiğim bazı kararların ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermiş oldu bana .Yıllar önce birlikte aynı sıralarda okurken başlayan bir aşk hikayesinin yıllar sonra yine aynı okulun koridorlarında malesef ölümle bitmesini görmek ...Ne uğruna verildi bu kadar sene bu mücadele sorusunun kafada yüzlerce kez döndüğü...yakıştı mı bu ölüm sorusuna verilemeyen cevaplar ...
Hem kendinizin yaşadıklarını hem karşınızda hüzünle acıyla biten bir hikayenin ardında bıraktıklarını görmek ve düşünmek ...bazı olaylarda insan bir noktadan sonra düşünmekten beyni yorulmuş olduğundan yaşanılanlara verilecek bir cevap olmadığından düşünmek istemiyor.Hatta dondurmak istiyor beynini bir süreliğine .
3 hafta önce ordayken aniden gelişen ve bana sonradan söylenen babamın ameliyatı nedeniyle tekrar Ankara ya gittim.Ne garip sanki 25 senem o şehirde geçmemiş gibi her gittiğimde her anlamda ne kadar uzaklaştığımı gördüğüm bir şehir artık benim için .Beton şehir olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen , havasının soğuk ve kuru olmasından dolayı burnunuzun , boğazınızın nefes almanızı bile zorlaştırdığı ,kendinizi zorlasanız bile oraya ait hissetmediğiniz bir şehire dönüşmüş.
Ankara'dan dönmenin en güzel taraflarından biri annemin yemekleri.Benim sevdiğim yemekleri yapıp ,paketleyip hazırladığı zaman onun hakkını asla ödeyemem diyorum her seferinde.Çorbalar,sarmalar,teyzemle yaptıkları içli köfteler,tatlı Herkesin annesinin yemekleri başkadır lezzetlidir.Bu sefer o kadar çok yorulmasına rağmen ben seviyorum diye birde aşure yapıp bana verince yemelere kıyamadım.Hala azar azar yiyorum hemen bitmesin bu anne kokusu anne emeği sinmiş aşureyi
Senenin başında güya bu sene boğa burcunun yılı olacak demişti bir çok kişi.Bana mı denk gelmedi bilemiyorum benim yılım olma olayı ama ben artık bitsin istiyorum bu sene
Bu aralar çok sık dinlediğim bir parça var .
Ve sözleri bu ruhuma çok tanıdık...
ŞİMDİ HAYAT ...
Bir kadeh sessizlik doldurdum
Daldım gittim semaya
Güz geçti bahar geçti derken
Bir gün daha görsek ne ala
Dünya derdi sarmış dört yanımı
Yaşamayı öğrenemedim hala
Şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
İsterse vursun geçsin
En bilindik yalanlarından
Bir yalan seçsin gelsin
Ben bu yolda tekrar yürümem
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze
Ne de selvi boya hiç gelemem
Her kadehte bir yıldız tuttum
Söndürdüm avuçlarımda
Koşarak kaçtım güya çocukluğumda
Büyümeyi öğrenemedim hala
Ben bu yolda tekrar yürümem
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze
Söverim gelmişime geçmişime
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































