13 Ağustos 2009 Perşembe

İÇİMİN KARANLIĞINI NEREYE ATSAM AYDINLANMAZ BU ARA !

Toparlayamıyorum...ne ruhumu ne bedenimi...gülüyorum ,konuşuyorum,yiyorum,içiyorum ama yok...dağıldım bir kere
ben bu haldeyken her anlamdaki yaralarımın nedeninin vurdumduymazlığı küstahlığı bencilliği beni yıktı...ve her türlü yaralarım hala açık...acı aynı acı
artık hiç bir şeye inancım güvenim kalmadı.ne ikili ilişkilere ne aşklara ne arkadaşlıklara...
dostluk bambaşka bir olay...bu konuda her zaman çok şanslı oldum
ama son zamanlarda çevremde gördüğüm ilişkiler,evlilikler midemi bulandırmaya başladı.dışardan görünen profil mutlu bir yuva.evine çocuğuna düşkün bir anne ve eşine çocuğuna sahip çıkan seven koruyan ilgi gösteren dışardan çok mutlu görünen bir baba...
ama ya gece herkes yatağa yattığı zaman ,kendi kendinize kaldığınız zamanlarda vicdanınızla hesaplaşırken aslında ne yaşadığınız...ne hissettiğiniz ne olacak
kadına sorsanız ^^aaa benim eşim bana çok bağlıdır .evine çocuğuna çok düşkün.beni hiç kırmaz .her zaman beni destekler.işten eve evden işe...bir şey yapsa anında hissederim^^ yada ^^ sevgilimin gözü benden başkasını görmüyor çok seviyor değer veriyor...^^
hepsi koca bir palavra
bunun gibi yüzlerce cümle duyuyorum.aslında durum bambaşka gerçekte. o kadar çok şey gördüm ve duydum ki artık ne evliliğe ne ilişkilere asla ama asla inancım kalmadı...
bir erkeğin her gün belli saatlerde eve gelmesi demek sizi seviyor demek değilmiş
bir erkeğin her gün sabah aynı saatte işe gitmek için evden çıkması demek onun işe gittiği demek değilmiş
bir erkeğin size telefon açıp gün içinde nasılsın merak ettim sözleri aslında vicdan muhasebesi yaparken ki acısındanmış.merak ettiği demek değilmiş.
bir erkeğin eşini veya sevgilisini arayıp canım arkadaşlarla yemekteyim (öğlen veya akşam) geç kalmam demek size dürüst davranıyor demek değilmiş.
bir erkek eve geldiğinde siz nasıl geçti günün diye sorduğunuzda ondan gelen her zamanki gibi bilgisayarın başında iş güç veya hep dışardaydım çok yorgunum demek sizi aptal yerine koymak demekmiş...
bir erkeğin sizi aradığı zaman sadece sizinle konuştuğu anlamına gelmiyormuş.diğer elinde başka bir kadınla konuştuğu telefonunu tuttuğu anlamına geldiği demekmiş.
bir erkeğin sadece 1 hattı yokmuş.bu koca bir palavraymış.en az her zaman kullandığı dışında, genelde iş yerinde çekmecede bıraktığı 2 hattı daha var demekmiş
bir erkeğin şehir dışı gezilerini bir zevk gezisine çevirmesi çok kolaymış.her limanda bir sevgili demekmiş
bazen içimden haykırmak geçiyor karşımdaki kadına ...heyyy kendine gel.gerçekleri gör.karşındaki senin bildiğin yada görmek istediğin gibi değil.ama susuyorum
klasik erkeklerin cümlesi^^ karımı seviyorum ama eski heyecan kalmadı.dünyaya bir kez geliyorum.monotonluktan sıkıldım.çocuğum var boşayamam eşimi.ama artık hayat böyle de gitmez bir şeyler yapmam lazım^^
ve erkek bu heyecanı yaşama derdine düştüğü zaman kimlerin canını acıttığının kimlerin hayatını mahfettiğinin asla farkında olmuyor.kısaca vur kaç taktiği uyguluyor
bir yerde okumuştum.erkekler ve kadınların arasındaki en büyük farklardan biri kadınlar sonunu düşünür,erkekler anı yaşar...
bu kadar basit onlar için
şimdi bunu diyen bir erkek nasıl, güya ruhsal durumu bozulmasın diye boşanmadığı çocuğuna dürüstlükten , onurdan, haysiyetten bazı değerlerin öneminden bahsedebilir ! hangi yüzle ...
evet gerçekten insan mutsuz olabilir monotonlaşmış olabilir evlilik veya ilişki.oturup adam gibi konuş çözüm bulmaya çalış.gerekirse bir uzmandan destek al...
ama ne eşini ne kendini kandırmaya çalışma.eşim cinsellik anlamında bana yetmiyor ama seviyorum onu.bunca yıldır birlikteyiz boşayamam diyip o kadını aptal yerine koyma .
bu hayatta herkes kendi kişiliğine yakışanı yaparmış !
şimdi diyeceksiniz ki ama her evlilik böyle değil...
artık buna inancım kalmadı üzgünüm.benim için evlilik kavramı bitmiştir
içimin karanlığını nereye atsam aydınlanmaz bu ara...

3 yorum:

NEFİSE dedi ki...

Yaaa bebeğim .. bırak bu karamsarlığı artık .Valla bana da daral getirttin. Ver şunu elimize herkes birer tane patlatsın.. herkes stresini atsın şöyle pin pon topu gibi attıralım.Hallaç pamuğuna döndürelim .. he he he..hain planlar içerisindeyim...

Esin (Huysuzbalık) dedi ki...

Elçincim aynılarını yaşadım. Buraya yazamayacağım kadar ağırını da. En büyük intikam unutmaktır. Şimdi unutamam desen de zaman en büyük ilaçtır. Sakın üzme kendini sağlığını kaybetmeye değmez. Yazmak istersen bana mail atabilirsin her zaman. Sevgiler...

PASTA DANTELA dedi ki...

Merhaba Elçin kendini iyi hissetmediğini yazılarından anlıyorum ..bir süre acı çekmek istiyebilirsin... önemli olan uzun sürmesine izin vermemen..ne olursa olsun sevgi ile kal..