27 Şubat 2012 Pazartesi

BENDE BİRDE BU OLMASA AYIP OLURDU ZATEN.HATIRI KALMADI !

Yılbaşından 1 gün sonra Pazartesi halsizlikle uyanma öğleden sonra başlayan ateş ile devam eden daha gelişinden bunun beni çok sarsacağı belli olan bir grip yaşadım.Kendi kendime nazar değdirme konusunu her zaman tek geçmişimdir .Yılbaşından 2-3 gün önce ne güzel 2 yıldır grip olmuyorum dedim .Ve dememle benim grip olmam arasında geçen süre 2 gün .Evrene hani güya negatif enerji yollamayın diyorlardı.E işte gayet güzel ne iyi grip olmadım dedikten sonra daha ne diye bunun tersi olur ey yumurtaya can veren allahım.

İlk kendi KBB doktorumu aradım Çarşambaya kadar dolu .Evde her hastalık için ilaç varken yahu bir adet allah rızası için numunelik bir antibiyotik veya ateş düşürücü olmaz mı ya.Ama yok .Gözümü açamaz halde Çarşambayı zor ederek dr uma gittim .Teşhis belli ama allerjik astım olduğu için ağır geçiyordu bu grip bende .Birde tabi öksürük olunca ilaçları kullandıktan 4 gün sonra bile eğer hala öksürük geçmezse Göğüs hastalıkları uzmanı görsün dedi .Öksürük geçmedi .Ve tam o dönem İstanbul da ciddi fırtına vardı ve hiç unutmuyorum deli gibi yağmurlu bir cumartesi ben bana yakın olduğu için yine KBB doktorumunda aynı yerde olduğu sahilde olan bir hastaneye gittim .Hani hepsi bir arada olsun bu halde daha fazla perişan olmayayım diye .Güya ! 

Göğüs hastalıkları dr unun odasından daha içeri girdiğim an bu iş olmayacak dedim .Güya göğüs hastalıkları ama odada ağır bir koku havasız bir ortam ,dağınık ve ışıkların yarısı kapalı  bir oda.İçeri girdiğim zaman rica etsem öncelikle camı biraz açar mısınız nefes almak çok zor dedim. Ve dakika 1 gol 1 bana dediği ilk cümle ^^ Evettt CANIMMM nedir sorunun ^^  . Özel hastane ,güya doçent ve daha ilk kez gördüğü hastaya canım diyor ! Neyse elçin takma içimden dedim .Anlatmaya başladım ama daha ben cümlemi bitirmeden o da benimle aynı anda konuşmaya başlıyor.Hastasını tam dinlemeden kendi kafasında olanları söyleme çabasında.Baktım olacak gibi değil daha çok sinirlenicem diyeceklerimi hemen söyleyip bir an önce çıkmak istedim.Neyse baktı muayne etti ve daha önce kullandığım bir sprey ve antibiyotik ,öksürük kesici ve ayrıca ateşim olmadığını söylememe rağmen ateş düşürücü ağrı kesici bir hap verdi .Öksürük kesilmezse 4 gün içinde beni arayın dedi.Eczaneye gidip aldığım zaman ilaçlara bir baktım ateş düşürücü ağrı kesici günde 4 kere demiş !  Hemen eczacıya sordum bir yanlışlık mı var acaba yazdığınızda dedim baktı reçeteye doğru .Bu sefer o da şaşırdı ateş yoksa bu kadar almanıza gerek yok ki dedi.Zaten benimde almaya hiç niyetim yoktu .

Öksürük öyle böyle bir öksürük değildi .Yazık annem ne zaman arasa kendimi kontrol edemediğim ve toplam 5 saniye bile öksürmeden konuşamadan duramadığım için sürekli kulağında aniden patlayan bir ses dinlemek zorunda kaldı .Tam 1 ay 1 hafta süren artık ciğerlerimi hissetmediğim ve sesimi ciddi değiştiren bir öksürüktü .

İlaçlar etki etmedi tam tersine sesimi kısıp boğazda kuruluk yapınca hemen aradım gelin göreyim tekrar dedi .Gittim bu sefer gene değiştirdi ilaçları klasik cümle kesilmezse göreyim sözünü ekleyerek ! Bu arada baktım bu sefer cam açık oda biraz nefes alınacak durumda !

Tabi gene kesilmedi .Ama artık bende öksürmekten bittim tam 10 kilo verdim 1 ayda .Çünkü ne yesem özellikle çiğ sebzeler ciddi öksürük ataklarına neden oluyordu .Bende korkumdan bari bir 10 dk öksürmeden kalayım diye yemekten korkar hale geldim .Aradım telefonda kesilmedi dedim gene gelin diyince bende ipler koptu ^^ ..... hanım bakın size 2 kere geldim ve ilaçları değiştirmekten başka hiç birşey yapmıyorsunuz .Size gelmem neyi değiştirecek söyler misiniz bana lütfen .Demekki bir yerde bir sorun var demektir ^^ dedim .Baktım bu gene kendi dünyasında bu böyle olmayacak dedim ve başka bir dr araştırdım .

Hani bazı insanlar vardır gördüğünüz anda daha ilk 2-3 saniyede işte budur dediğiniz .Size her anlamda güven veren ilgisi,bilgisi, duruşu konuşmaları ile işinin erbabı olduğunu size her anlamda hissettiren kişilerdir bunlar .Odasına girdiğim andan çıkana kadar farkını koyan bir dr .Dr Ayşe Fidan Baturalp ...Bunu şimdiye kadar sadece bir Prof.Dr Aksel Siva da hissettim birde Dr Ayşe Fidan Baturalp de .

Bu arada ilk gittiğim dr sinüs filmi çektirmiş ve sinüslerin boş demişti .Ayşe hanım filme baktı ve boş değil ki hafif sinüsler dolu ve geriye doğru ciddi akıntı var genizde dedi .İyice ilk dr a sinir oldum bu sefer .

Ve tüm güleryüzü ile şimdiye kadar sorulmayan tüm soruları sordu ve daha en başında yapılması gereken ama yapılmayan bir çok tahlil istedi .Astım ve allerji ile ilgili testler .Ve en acısı astımlı hastalara verilmemesi gereken 2 tane ilacın verildiğini söylemesi oldu .Kendisi ayrıca Fransa da hoca ve Türkiye deki dr ların yeni bir ilaç çıktığı zaman hemen bunu hastaya vermelerini asla anlayamadığını ve yüzlerce astım ilaçları olmasına rağmen bunları bile her hastaya verilemeyeceğini ve buna neden burda dikkat edilmediğine şaşırdığını söyledi .Haklı hoca !

Daha belirtileri söylediğim zaman hemen Boğaz Reflüsü görünüyor sıkıntınız dedi.İlk kez duyduğum bir hastalıktı .Ben özellikle domates çiğ sebze yoğurt ayran yediğim an ciddi ataklar başlıyordu öksürük anlamında.Sonradan araştırdığımda meğerse astım ile sıkı bir ilişkisi varmış bu durumun ve bir çok kişide bu olmasına rağmen bilmediği için daha bir çok hastalığa neden oluyormuş .

Şükür son 1 haftadır artık öksürmeden konuşabiliyorum hiç olmazsa ve ilaçlar çok işe yaradı.Ayşe hocanın hakkını ödeyemem Fransa da olsa bile mail veya telefonla sürekli takip eden bir dr .

Peki nedir Boğaz Reflüsü ?

Bunun için şu yazı çok açıklayıcı olacaktır.

Anlayamadığım doktorların hepsinin aynı okulu okumasına rağmen bu kadar mı birbirinden farklı olurlar .Sonuçta bu sağlık ve artık bu bizim ülkede çocuk oyuncağı haline geldi  

20 Şubat 2012 Pazartesi

40 YAŞ ERKEĞİ ...

***Geçen gün Can Dündar'ın aşağıdaki yazısını okuyunca yıllar önce yazdığım bu yazı ve kürkçü tilki olayını çok güzel ifade eden bu söz aklıma geldi.Ne acıdır ki etrafıma baktığımda zaman içinde değişen hiç bir şey yok.Hatta her 1 saat içinde ortalama 12 çiftin boşandığı bir ülkede bazı şeyleri oturtmadan görmeden hatta görse bile evlenince düzelir saçmalığına inandığı 3 maymunu oynamaya devam ettiği sürece bazı kişiler asla düzelmez bu durum. Birbirinin hayatına ilişik vaziyette yaşayan hesap kitap pazarlıkla yürütülen evlilikleri görünce ve ne acıdır ki onlara göre aslında bunun normal doğru olduğu evlilikleri görünce ben kendi adıma insanlığımdan utanıyorum.Gece yatağa yattığı zaman kendi kendine vicdanıyla kaldığından hiç düşünmez mi insan aslında birbirimizin hayatından çalıyoruz ! Bazen düşünüyorum ben mi çok gerilerde kaldım benim değerlerim mi artık eskidi sevgi şevkat en başta saygı verilen her kararın arkasında dik durulan  sevgisine sahip çıkan... bunlar mı eskidi  yada bazı sözlerin ağızdan çok kolay çıktığı ama iş uygulamaya geldiğinde sen bunu yaparsan ancak bende bunu yaparım denilen ucuz numaraların pazarlıksız adım atılmayan ilişkiler mi artık makbul ...Ve en acısı bunların hepsine sesini çıkarmayan kadın veya erkekler...Hep dediğim gibi bu hayatta herkes kendi kişiliğine yakışanı yaparmış !

 40 YAŞ ERKEĞİ

Kendimi ayırt etmeden söyleyeceğim: Bazen erkek soyu midemi bulandırıyor. "Kadın kokusu", taze ete susamış bir sırtlana dönüştürüyor bizi... Gözümüzü kör ediyor; başımızı döndürüyor.

Amerikan başkanından hocasına, kör cahilinden okumuşuna, kılıbığından "Taşfırın"ına kadar böyle bu. Hele 40'ımızı geçmişsek...Hele cüzdanımızı şişirmişsek...Ve hele 40 yılı "boşa" geçirmişsek...

* * *
Sokağın çağrısını 40'larında işiten erkeğin "kaybolan yıllar" ağıtına, "televole" özentisi bir aşermenin ağız şapırtısı eşlik ediyor.

Evet, "alem gezip eğleniyor". Sokakta onun karizmasına teslim olmaya hazır "çıtırlar" fink atıyor. O ise pijaması içinde "evi bekliyor". Oysa -40'lıkların yaman teşhisiyle- "Hayat hızla geçiyor" ve "Böyle mi öleceğiz?" sorusu beyni deşiyor.

Bu panik, yaşanmamış yılların hıncıyla sokağa döküyor 40 yaş erkeğini... Altta kırmızı arabalar, belde zar zor giyilmiş kotlar, dilde demode iltifatlar, cepte karaborsa Viagra'larla...Hâlâ beğeniliyor olmanın vehmi, hala yapabiliyor olmanın hazzına karışıyor. Tatmin edilen ego şiştikçe şişiyor. Nefis uyanınca göz, ne iş ne ev görüyor.

Bitap evliliklerin tozunu, sevgisiz ilişkiler alıyor. Her dişlenen "taze et", yenileri davet ediyor. Ev zulaları, günahların çetelesini tutuyor. İhanet kol geziyor.

* * *
Kim bilir kaç erkek, gömlekteki bir ruj izi, cepte unutulmuş bir mektup ya da ansızın gelen bir telefon mesajı yüzünden kan ter içinde hesap verdi, çocukça boyun eğdi, beceriksizce yalan söyledi, öfkeyle terk etti, terk edildi bugünlerde...

Kaçı, pişman gözler, yalvaran sözlerle geri döndü eşine, döndürdü eşini...
Kaçı, ertesi gün unuttu, "ebediyen" verdiği sözleri...
Kaçı, haber verenleri suçladı, yakalandığında...
Kaçı, yakalanana "enayi" dedi, haberi duyduğunda...

Ve kaç "kutsal kadın", aile denilen kumdan kalenin sınır boylarını bekledi, kızarak, ağlayarak, utanarak, yine de diş bilediği kale reisini savunarak; ...ve göz yumarak... bazen sevgiden, çoğu kez çaresizlikten... aynı saatlerde erkek, bir kahvede, becerdiklerini anlatırken...

* * *
Yanlış anlaşılmasın

Garipsediğim, 40 yaş erkeğinin kadını sevmesi değil; sevmemesi.... Ve şaşırtıcı olan, ihanet etmesi değil; ihanet ettiği hayatı aynen sürdürmesi... Yaşadığının bedelini ödemeye cesaret edememesi... Harcına yalan kattığı kaleyi terk edememesi... "Ben de karımın kaçamağını, ondan beklediğim tevekkülle karşılayabilirim" diyememesi...

Hep kendine yontarak diktiği ikiyüzlü bir ahlak totemine her daim secde etmesi... Ne ihanet ettiği, ne ihaneti paylaştığı kadına karşı dürüst olabilmesi... 40'ında hala para karşılığı çiftleşmeyi, geceden kalma pudra izini banyoda gizlice çitilemeyi, cep telefonunu her an patlayabilecek bir el bombası gibi gizlemeyi kendine yedirebilmesi...

* * *
Kabul edelim:

Evlilik bitti!

Çağ yorgunu aile, ancak başka kadınların (ya da erkeklerin) kolunda yürüyebiliyor. Yalan, bir mecburiyetler rejimi sayılan evliliğin temellerini oyuyor. Ve herkes her şeyi bilerek, gönülsüzce boyun eğerek bu oyunu oynuyor.

Çare, eşlerin birbirinin hayatını yaşamaktan vazgeçip her hayatı, sahibinin nefsine, iradesine, vicdanına, insafına terk etmesidir.

Sevgi varsa, aile ilelebet sürecektir.

Yoksa, böyle sürdürmek rezilliktir.

Yalansız yaşamayı özlemediniz mi?

CAN DÜNDAR

13 Şubat 2012 Pazartesi

GAMZE O SEYAHATE GİTMEYECEK ...

Aslında bugün 1 aydır geçmeyen inatçı öksürüğümden , meğerse uygulanan yanlış tedaviden ve bir çok kişide belirtileri olan ama  bilmediği konulan teşhisten bahsedecektim .Ama geçen hafta okuduğum bir yazıdan sonra kafamdaki her şey değişti .

2 sene önce sizlerle beraber İzmir ve Ankara da onkoloji servislerinde  yatan yavrularımız için mucizeler yaratırken bloğ dünyasının ne kadar güçlü olduğunu kendim bizzat yaşarak gözlerim dolarak gördüm.Bazen karşılaştığım bazı kişilerin hırslarını , kinlerini ,sinirlerini ,dert ettiği şeyleri görünce hep şunu diyorum . Size en yakın onkoloji servisene gidin ve çocukların yattığı bölümde sadece bir 5 dk dolaşın .Çok değil sadece bir 5 dk ! o kadar dik ve güçlü bir duruşları var ki o yavruların siz kaç yaşında olursanız olun dert ettiğiniz her şey için utanıyorsunuz .Ve kişinin hayatta olmadık yollara saptığını hissettiği an ruhunu terbiye etmenin en güzel yöntemlerinden biridir bana göre bu yavruları ziyaret .

Bu hastalık öyle bir şey ki ancak kendi veya yakınları bunu yaşadığında anlıyor  ne demek olduğunu insan !

Gamze...dünyalar tatlısı 3 yaşındaki Atakan nın annesi .Geçen hafta okuduğum  bu yazısından sonra sürekli kafamda o var ne yapabilirim diye .Sosyal paylaşım sitelerinde büyük bir kampanya başlatıldı .

O kadar büyük mücadeleci  bir yüreği var ki bu seyahatten geri döneceğine yürekten inanıyorum .Onu sevenler , biricik evladı ve bugün Gamze için yazdığı yazıyı okuduğumda yine onun gibi bu mücadelede onun kadar yürekli güçlü eşi sayesinde seneye bu zamanlar vay be neleri atlattım derken minik kuzusu ile sarmaş dolaş olacak ...

Bazı kişiler duyarsızdır ve işin kolayına kaçıp ayyy ben mi kurtarıcam dünyayı , bir sürü hasta insan var hangi birine yardım etsin insan  vb sözler edip kaçarlar ! gerçeklerle yüz yüze gelmek her yüreğin harcı değildir ve bu tarz sözler eden kişileri resmen öldürmek istiyorum bazen .Ne demek bir sürü kişi var ben mi kurtarıcam demek ya ! bu nasıl bir vicdandır .Ne malum belki senin yardımınla bazı şeylere umut olacaksın .Ne malum senin başına bu gelmeyecek ! Böyle kişilerin duyarsızlıkları yüzünden başları sıkıştığında etrafında kimselerin olmamasına şaşırmamaları gerekiyor.Sen elinden gelen yardımı yapmadan nerden biliyorsun ışık olmayacağını .Ki bunu yaşadım sizinle .İzmir de o yavrulara yardım ederken bu dünyada yaşadığına bile emin olmadığım biri o hasta yavruların  durumunu, hastane ortamını abarttığımı söyleme hadsizliğini bile göstermişti.

Yapacak çok şey var Gamze için .Eşi bunu yazısında çok güzel anlatmış .

Gamze yavrusuna anlattığı bir masalla tekrar geri dönsün .
Dün gece haberlerde Gamze tedavi gördüğü hastanenin camında hastane bahçesinde ailesine ve kan vermek için gelenlere el sallarken gördüm.Çok kısa süre pencere açıldığında ağzından tek bir cümle çıktı ^^ Atakan a iyi bakın ...^^

Her gece hastaneden oğlunu arayıp telefonda ona masal anlatıyormuş.

Seneye bu zamanlar neleri atlattım derken yüzünde sağlığına sevdiklerine kavuşmanın mutluluğu ile kuzucuğu ile sarmaş dolaş olacağına inanıyorum .

Facebook da Seninleyiz Gamze gurubunda da neler yapılabilinir detayları ile var

Ve Gamze bu seyahate gitmesin  ...

6 Şubat 2012 Pazartesi

KÜÇÜK ŞEYLER

●- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiç bir koz verme.
●- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
●- Kimseye yalvarma.
●- Asla dönüp arkana bakma.
●- Sır tutmasını bil.
●- Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.

●- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
●- Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
●- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
●- Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
●- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
●- Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

●- Kendini öven insanlardan kaç.
●- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
●- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
●- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
●- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
●- Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.

●- Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
●- Kendini sev.
●- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
●- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
●- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
●- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
●- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
●- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme. !!
ÜSTÜN DÖKMEN - KÜÇÜK ŞEYLER

Bunların hangisini  yapabiliyoruz ...




30 Ocak 2012 Pazartesi

SÖZ VERMEYECEKSİN !

***ALINTIDIR

Söz vermeyeceksin ...!!
Ardında duracak cesaretin yoksa...
Emeklemeyi öğrenmeden koşmaya çalışmayacaksın..
Ve ağlatmayacaksın... Güldürmeyi öğrenmeden...
Ardında bıraktıkların olacak, dönüp baktığında pişman olmayacaksın...
 Pişman olacak adımlar atmayacaksın...
Ya uyanmayı bileceksin rüyadan, ya da yaşayacaksın doğru dürüst...
Kısacası ''ADAM GİBİ''yaşayacak, ''ADAM GİBİ ''yaşatacaksın hayatı...

*****************************************************

" Yaşım ilerledikçe , insanların ne dediklerine daha az dikkat eder oldum. Yalnızca ne yaptıklarını izliyorum "
Andrew Carnegie

*****************************************************

Bugün tam 29 gün oldu şiddeti eskiye nazaran azalan ama inatla devam eden  öksürük ile yakınlığım ve artık onunla akrabalığımı ilan ettim.Verilen 1.5 ayda 10 kilo tek iyi taraf bu aralar ruhumda ...

23 Ocak 2012 Pazartesi

ANNE KİME BABA KİME DENİR :)

ALINTIDIR ...
   
* Aynı anda kendi çantasını, çocuğunun çantasını, çocuğunun oyuncak kutusunu, market torbasını, çocuğunun ayakkabısını ve hatta çocuğunu taşıyan; bir yandan da ev anahtarını bulmaya çalışan kişiye ANNE; bilgisayar çantasını karısına vererek sadece oğlunu kucaklayana da BABA denir.

* 5 dakikada duş alıp 10 dakika içinde hem kendisini hem de çocuğunu hazırlayana ANNE; o 15 dakika boyunca gömleğine uygun kazak aramakla uğraştıktan sonra kapının önünde çantasını toparlayan karısına 'daha hazırlanmadın mı?' diye sorana BABA denir.

* Uykusuzluktan süründüğü halde uyumamakta direnen çocuğuna söylenen kişiye ANNE; 'uykusu yok belli, olsa gider yatar zaten' diyene de BABA denir.

* 1 saatte üç çeşit yemek, üstüne de salata hazırlayıp bir yandan da çocuğunu yedirene ANNE; iki tane amerikan servis koyarak 'sofrayı hazırladım' diyene de BABA denir.

* Gecede beş kere kalktığı halde şikayet etmeye hakkı olmayana ANNE; 'dün gece uykum bölündü oğlanın ağlamalarından' diye şikayet edene de BABA denir.

*Çocuğu hastalandığında sabaha kadar başında bekleyene ANNE; işten evi arayarak karısına 'ilaçlarını verdin mi?' diye sorana BABA denir.

* Pazar sabahı havanın güzel olduğunu görüp çocuklarını parka götürmeyi planlayana ANNE; 'bu havada spor yapmalı, siz parka gidin ben koşacağım' diyerek kendini sokağa atana BABA denir.


*Tüm bunları açık açık yazana ANNE; 'hiç de değil, market torbalarını sana taşıtmıyorum' diyerek duruma son noktayı koyana da BABA denir.
.............veee
Bu diyalogların sonunda birbirine hala gülümseyenlere da AŞIK denir. :)
  
                 
*************************************************************

İTİRAF.COM DAN

 ^^Gece ateşlenen oğlumdan inciler: "Keşke kutup ayısı olsaydık. Üşütüp hastalanmazdık!^^

Bunu okuyucunca çok haklı dedim kuzucuk hala kesilmeyen öksürüğüm yüzünden.Kronik hale gelmesi yakındır.

16 Ocak 2012 Pazartesi

BABALAR VE BAVULLLARI

Öncelikle gelen yorumlar için teşekkür ederim.Ama hala öksürük kesilmedi.Göğüs hastalıkları uzmanına gittim ve normal biri grip olduğunda 1 haftada geçiyorsa bende astım olduğu için malesef bu süre 2-3 haftaya çıkıyormuş.Artık sesim bile farklı öksürmekten ve kendi sesime bile tahammülüm yok...

Bu arada bir kitaba başladım.Tuna Kiremitçi'nin son kitabı Hepimiz Birilerinin Eski Sevgilisiyiz .

Hayata,aşka,ilişkilere dair ve yüreğine değen ne varsa dile getirdiği bir kitap.Ve özellikle ^^ Oğlumun Bavulu ^^ başlıklı yazısı çok etkiledi .En başında şu cümlelerle başlamış .

^^Aslında her baba bir bavul bırakır oğluna.İçine yapamadıklarını , suya düşmüş hayallerini koyar.Bazen Orhan Pamuk'un babasınınki gibi^^küçük,siyah bir bavul ^^olur.Bazen de hayali bavullar kalır biz oğullara.
Babamızı ne zaman özlesek onu açarız...^^

Ne kadar doğru.

Hangimiz yapmıyoruz ki bunu .Bazen o bavulun  içinde çoğunlukla acılar olsa bile .Her açışta kabuk bağlayan yaralarımız tekrar tekrar acımasına  kanamasına rağmen açılan o bavullar ...




9 Ocak 2012 Pazartesi

ÖZET !

2012 ye her ne kadar sağlıklı girdiğimi düşünsemde meğerse durum böyle değilmiş ertesi gün anladım.Pazar günü hafif bir öksürükle başlayan Pazartesi akşam üstü artan bir ateşle alevlenen ve artık öksürmekten boğazımda bir kaç yerde yırtılmalarla devam eden berbat 1 hafta yaşadım.

1 haftanın özeti öksürük,ateş,terleme,antibiyotik,astım spreyi,burun spreyi,üşüme,ağrı kesiciler,paket paket selpaklar,öksürük,tavuk suyuna çorba,öksürük,şişmiş bademcikler ve bitmeyen öksürük.

Derlerdi ama ilk kez başıma gelince anladım hastayken insanın kafası bile fazlalık gelebiliyormuş kendisine.

Ama ne yaptıysam kendi kendime ettim ki bu daha öncede başıma geldiği için bile bile lades dedim.Geçen gün içimden ya ne güzel 2 yıldır grip olmadım  dedim.Ve bunu dedikten 1 gün sonra öksürük başladı.Kendi kendime nazar etme konusunda her zaman kendimi tek geçerim zaten.

Doktoruma gittiğim zaman ciğerlerime indiğini söylediği zaman artık ne zamana kesilir öksürüğüm allah bilir diye düşündüm.Çünkü allerjik astım olduğu için bende  öksürük ciddi zorluyor böyle durumlarda.

Ve birşey öğrendim doktorumdan grip veya nezle olduğumuz zaman burun çekmek yanlışmış.Burun akarken çektiğimiz zaman geriye doğru akıyor ve genizden akarak aşağı iniyor.Bu sefer ciğerlere dolduğu için  balgamı sökmek için daha fazla öksürük refleksi oluşuyor ve bu durum bir kısır döngüye dönüşüyor.En güzeli aktığını hissettiğiniz zaman gidip yıkamak veya silmek ama olabildiğince hiç burnunuzu çekmemek gerekiyormuş.

Eczaneden ilaçlarımı almaya gittiğim zaman sahibi geçmiş olsun sizde mi gripsiniz dedi.Meğerse salgınmış kendiside aynı benim gibi yılbaşı günü öksürükle başlamış ertesi gün yüksek ateş bademciklerin şişmesi ve bir sonraki gün burun akıntısı ile devam etmiş.

Tabi birazda iyi yönden bakmak gerekiyor 1,5 ayda yaklaşık 10 kilo vermişim.Hastalıktan dolayı iyice azalınca yemek isteği verilen kilolar 10 kiloyu buldu.

Bu arada birde ateşli ateşli milleti düşünüyorum.Gece sürekli öksürdüğüm için benim yüzümden millete ses gidiyor onlarıda uyutmuyorumdur ayıp oluyor diye birde buna kafayı taktım.

Ama artık öksürmekten dolayı kasılan ne midemde ne ciğerlerimde ne boğazımda hal kalmadı ve bitsin istiyorum şu öksürük 


2 Ocak 2012 Pazartesi

YILBAŞI KURABİYELERİ










Kendisi gibi zarif , çok güzel ve güleryüzlü kızına annesinin  yılbaşı hediyesi olarak hazırladığım yılbaşı kurabiyeleri

26 Aralık 2011 Pazartesi

MUTLU YILLAR !

Sonunda en başından beri sevemediğim sene bitiyor ! Nedense ilk kez bu sene içimden çam ağacını çıkarıp süslemek gelmedi .Her sene büyük bir keyifle yaptığım bu iş bu sene zor  geldi.

Ayrıca yorumlarınız için çok teşekkür ederim .Yeğenimin sonucu iyi çıktı  ve  sağlığı düzeliyor.

Umarım 2012 de hastalıklardan , ölümlerden ,depremlerden uzak günler yaşarız.

Aynı bu yukardaki tombik kuzucuk gibi sağlıklı , huzurlu ,hep güzel haberler alacağımız bir sene olsun.

Herkese şimdiden mutlu yıllar diliyorum !

19 Aralık 2011 Pazartesi

BEBEK KURABİYELERİ









Yeni doğan Duru bebek için hazırladığım kurabiyeler Antalya'ya gitti.Melek Duru'ya sağlıklı ,anneli,babalı bir ömür diliyorum

12 Aralık 2011 Pazartesi

BİR KEZ DAHA MUCİZE OLUR MU ?

Geçen zamanda sağlık anlamında sorunlar yaşadığım dönemlerde  içimi buraya döktüğüm zaman birazcık olsun rahatlamış bloğcu arkadaşlarımın hem duaları hem destekleri ile o zor dönemleri atlatmıştım.

Güzel dilekler...dualar ...ruhuma bedenime iyi gelmişti.

Çocuklara hassasiyetimi beni tanıyanlar çok iyi biliyorlar .Ama özellikle ortanca teyzemin 2 oğlu ve büyük halamın oğlunun benim için yerleri çok ayrıdır .Eskiden büyükler elime doğdu.Hala benim gözümde çocuk  derlerdi.Bana ilginç gelirdi ya adam koskocaman olmuş ne çocuğu derdim.Ne zaman ki yıllar geçti yaş ilerledi o zaman anladım bunun ne demek olduğunu .Hala bu 3 yakışıklı benim için 2-3 yaşlarında.

Sene ortasında teyzemin oğlu  Çağrı'ım çok korkuttu.Geçmeyen bir baş ağrısı ile başlayan sonrasında en başta annesi olmak üzere herkesi üzen bir tanı dönemi sonrasında güzel sonuçlarla biten bir süreç yaşadık.

Şimdi güzel haberler almak için sıra üniversitede okuyan , 20 li yaşların daha ilk basamaklarında olan  ve kaç yaşında olursa olsun benim gözümde hala 2-3 yaşında olan yeğenim için ...

3 gündür dua ediyorum .Bir mucize olsun...kötü çıkan  tahlillere inat son yapılacak tahliller iyi çıksın...bu belirtiler sadece bir kaç ilaçla kısa sürede  tedavi edilebilinecek  bir hastalık olsun.Bu kadar hızla kilo vermesinin nedeni geçmeyen üşütmeden dolayı iştahsızlık  olsun. 

Yine İstanbul a geldiğinde Kızılkayalar a gidip onun o çok sevdiği ıslak hamburgerleri yerken bana ^^ Elçin abla ya bunlar nefisss.^^ desin .Bebekliğine ait bende olan  bazı nü resimleri için ^^Elçin abla aman gözünü seveyim aileden başkalarının eline geçmesin bunlar yanarım ^^ dediği zaman o yüzümüzdeki gülümsemeler hep sürsün .Ona köfte yaptığım zaman ^^Elçin abla işte bu yaa^^ diye severek yediği yemeklerimiz hiç bitmesin .

Bir önceki yazımda yazdığım gibi artık bu sene bitsin istiyorum.Sevemedim...ki sonuna geldiğimiz bu ayda bile yapacağını yaptı.

Bir kez daha mucize olur mu ? 

Güzel dilekler , dualar  Taygun'um için olsun

***DİYE YAZMIŞTIM 2 GÜN ÖNCE AMA SALI GÜNÜ GÜZEL HABER GELDİ VE ŞÜKÜR SONUÇLAR GÜZEL ÇIKTI

5 Aralık 2011 Pazartesi

BİTSİN ARTIK !


Daha senenin başından belliydi zor bir sene olacağı...ki yanılmadım .Nedense çocukluğumdan beri tek sayıları sevemedim hiç.Nedeni yok ama hep sevimli gelmedi bana .2 , 4 ve 6 rakamını çok sevdim .Uğurlu geldiğine inandım .Somut bir örnek var mı ? yok .Ama olsun sevimli ,sıcak rakamlardı bana göre çocukluğumda..

Büyüdüm pek birşey değişmedi uğurlu gelmesi konusunda.Ama hep onlar benim için sıcak sevimli sayılardı.

Bir gün bana bir zuzu ^^ Elçin farkında mısın hayatında bazı önemli olaylar çift rakamlı senelerde olmuş ve pek uğurlu gelmemiş sana^^ dedi.Ki bu kişi benim çift rakamlara olan sıcaklığımı bilmiyordu .Dediğini düşündüm evet doğruydu .Hayatımdaki önemli dönüm noktalarım çift rakamlı yıllarda olmuş.Zor bazı karar vermelerim ciddi beni zorlayan senelerde hep tek rakamlı senelerde...

Ve bu senede öyle bir sene benim için .Yine de şükür tabi.Hep beterin beteri var derim .

Ama artık bitsin istiyorum bu sene.Hele son bir ayda yaşadıklarımı düşününce yılbaşında uyumak istiyorum.Hani saat 12 de ne yaparsanız o şekilde sürer seneniz hesabı ...

1 ay içinde hatta 3 hafta içinde yaşanılanlar verdiğim bazı kararların ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermiş oldu bana .Yıllar önce birlikte aynı sıralarda okurken başlayan bir aşk hikayesinin yıllar sonra yine aynı okulun koridorlarında malesef ölümle  bitmesini görmek ...Ne uğruna verildi bu kadar sene bu mücadele sorusunun kafada yüzlerce kez döndüğü...yakıştı mı bu ölüm sorusuna verilemeyen cevaplar ...

Hem kendinizin yaşadıklarını hem karşınızda hüzünle acıyla biten bir hikayenin ardında bıraktıklarını görmek ve düşünmek ...bazı olaylarda insan bir noktadan sonra düşünmekten beyni yorulmuş olduğundan yaşanılanlara verilecek bir cevap olmadığından düşünmek istemiyor.Hatta dondurmak istiyor beynini bir süreliğine .

3 hafta önce  ordayken  aniden gelişen ve bana sonradan söylenen babamın ameliyatı nedeniyle tekrar Ankara ya gittim.Ne garip sanki 25 senem o şehirde geçmemiş gibi her gittiğimde her anlamda ne kadar uzaklaştığımı gördüğüm bir şehir artık benim için .Beton şehir olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen , havasının soğuk ve kuru olmasından dolayı burnunuzun , boğazınızın nefes almanızı bile zorlaştırdığı ,kendinizi zorlasanız bile oraya ait hissetmediğiniz bir şehire dönüşmüş.

Ankara'dan dönmenin en güzel taraflarından biri annemin yemekleri.Benim sevdiğim yemekleri yapıp ,paketleyip hazırladığı zaman onun hakkını asla ödeyemem diyorum her seferinde.Çorbalar,sarmalar,teyzemle yaptıkları içli köfteler,tatlı Herkesin annesinin yemekleri başkadır lezzetlidir.Bu sefer o kadar çok yorulmasına rağmen ben seviyorum diye birde aşure yapıp bana verince yemelere kıyamadım.Hala azar azar yiyorum hemen bitmesin bu anne kokusu anne emeği sinmiş aşureyi

Senenin başında güya bu sene boğa burcunun yılı olacak demişti bir çok kişi.Bana mı denk gelmedi bilemiyorum benim yılım olma olayı ama ben artık bitsin istiyorum bu sene

Bu aralar çok sık dinlediğim bir parça var .
Ve sözleri bu ruhuma çok tanıdık...

ŞİMDİ HAYAT ...
Bir kadeh sessizlik doldurdum
Daldım gittim semaya
Güz geçti bahar geçti derken
Bir gün daha görsek ne ala
Dünya derdi sarmış dört yanımı
Yaşamayı öğrenemedim hala

Şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
İsterse vursun geçsin
En bilindik yalanlarından
Bir yalan seçsin gelsin

Ben bu yolda tekrar yürümem
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze
Ne de selvi boya hiç gelemem

Her kadehte bir yıldız tuttum
Söndürdüm avuçlarımda
Koşarak kaçtım güya çocukluğumda
Büyümeyi öğrenemedim hala

Ben bu yolda tekrar yürümem
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze
Söverim gelmişime geçmişime







28 Kasım 2011 Pazartesi

HARİTAYI SAKLAYABİLECEĞİN EN GÜZEL YER ...

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma..
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de..
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…

En doğru yol: en dikensiz yoldur diyenler seni aldatıyorlar.
Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
Aldırma.
Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.

Dostum, yollar yürümek içindir.
Fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.

Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları,
yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
aldırma, yürü.

Göğsüne yüreğinden başka muska takma.
vahiy haritan,
nebi kılavuzun,
akıl pusulan,
iman sermayen,
amel azığın,
sevgi yakıtın,
ahlâk karakterin,
edep aksesuarın,
merhamet sıfatın,
şeref ve izzet adın olsun.

Doğru yol:
insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin.
Unutma, tövbe özeleştiridir.
her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir.
Yön tayini sık sık gerekli olabilir.
Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.

HALİL CİBRAN

21 Kasım 2011 Pazartesi

BEBEK KURABİYELERİ








ALP BEBEK İÇİN HAZIRLADIĞIM BEBEK KURABİYELERİ.SAĞLIKLI VE ANNELİ BABALI BİR ÖMÜR DİLİYORUM

14 Kasım 2011 Pazartesi

ANMAM ADINI ...

Ben üzülüp ağladıkça her gece
Sen çıkardın bu sevdanın tadını
Ben yaşadım acısını ömrümce
Bundan sonra anmam senin adını


Bütün dünya diz çökse de önünde
Güneş batsa ay doğsa da teninde
Gül dalında güzelmiş aşk gönülde
Bundan sonra anmam senin adını


Pişmanlığın faydası yok affetmem
Suçun büyük günahın çok affetmem
Kulum kölem olsan da yok affetmem
Bunda sonra anmam senin adını


Vefasız sermayesi yalanmış
İhanetin yüreğime dolanmış
Anladım ki seven yalnız kalanmış
Bunda sonra anmam senin adını

FUNDA ARAR

KLİP İÇİN

7 Kasım 2011 Pazartesi

KAÇ YOL ARKADAŞI KALDI ŞİMDİ GERİYE ?

Kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye?
Gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz kaç yol arkadaşı?
Sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak ne kalıyor elimizde?
Ölenler, terk edenler,
Bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler...

MURATHAN MUNGAN

4 Kasım 2011 Cuma

ANNE NİÇİN BAKTIN BANA ÖYLE BAKIŞI :)



Son zamanlarda yüzümde tebessüm yaratan 2 reklam oldu .Birincisi anne niçin baktın bana öyle bakışı :) Bu kadar mı güzel anlatılır türk anneleri ve bu bakışları yaşamayan var mıdır :)



Diğer reklam ise bir şeker firmasına ait.Reklamdaki çocukların masumiyetleri,çabaları,yüzlerindeki o gülümseme ...harika

Umarım herkesin yüzünde bu tebessümlerin olacağı ,sağlıklı ,huzurlu bir bayram yaşanır ...